Bu Siteden Her Türlü Alıntı Yapmak Serbesttir. Sitenin Tüm Hakları "KIBRIS TÜRK MİLLETİNE" Aittir. www.kibris1974.com'un Varlığı Türk Varlığına Armağan Olsun

Sitemizde Reklam Alanlarını Kullanabilmek İçin Mehmetçik Vâkıfına Veya Mücahitler Ve Şehit Aileleri Derneğine Yatırmış Olduğunuz Bağış Makbuzunu [email protected] Adresine İletmeniz Yeterlidir...

Geri git   KIBRIS1974 FORUM " Kibris TÜRK tarihi araştırmaları , Gündem haberleri, KIBRIS da kim kimdir ne nedir , kibris videolari resimleri dökümanları indir" > Kıbrıs Türkleri > Kıbrıs Masalları
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Efsaneler
Cevaplar
21
Sonraki Konu
sonraki Konu
Efsaneler Konusunu Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
18635
Önceki Konu
önceki Konu

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 23-02-2008, 11:24 AM   #1
Profil
AŞİNA
Dost Üyeler
 
AŞİNA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2,406
Konular:
Uye No:21

Ettiği Teşekkür: 355
591 Mesajına 884 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
AŞİNA is on a distinguished road
Standart Efsaneler

Değirmenlik Köyünün Suyu (Gümüş Tas Efsanesi)

Derler ki Değirmenlik köyünün suyu Anadoldan (Anadolu) gelir. Yazın kar gibi soğuk kışın ılıktır. Bir zamanlar Anadolu'lu bir değirmenci kimine göre gezmeğe, Yeniceköylü Veli Dayı'ya göre ise değirmen taşı satmağa gelmiş. Yolu Değirmenlik'e ve o zamanın en meşhur değirmencisine düşmüş. Bakmış bir tahta tekne. Bir daha bakmış, dönüp dikkatlice bir daha. Değirmenci meraklanmış ve;

-Hayrola demiş , neye tekneye bakıp duruyon ?
-Benimdir bu tekne demiş öteki, ondan bakıyorum.
Beriki daha da meraklanmış, üstelik hayret etmiş.
-Yani senin mi demiş? Nerden nere senin oluyor? On beş senedir tekne orada duruyor?
-Ya senin mi? demiş öteki. Nerede kimde yaptırdın? Üstelik 15 senedir dedin, ben da onu kaybedeli tam 15 sene oluyor.
Yerli değirmenci artık kızmış; Be adam demiş, misafirsin diye yakınlık gösterdik, malımıza da sahip çıkacan?
-Yok demiş adam, hemen gızma. Bu tekne benimdir, inanmazsan ters çevir da bak. Tam ortada bir tappa var. Dikkat ettiysen teknenin altı oyuktur ve içinde da bu gadar altın vardır. Öteki tekneyi çevirince tappayı hayretle görmüş. Söküp altınları çıkarmışlar gerçekten o kadar. Yabancı altınları almış, öteki de baka kalmış. Tekneyi de alıp gidecek diye içini bir korku sarmış. Ama yabancı birkaç altın verdikten sonra;
-Tekne da yadigâr kalsın. Bizim yamak su arkının yanına bırakmışdı. Nasıl oldu da bunda bulundu ? Demek su yol yapmış buraya geliyor. Bak sen şu işe, kimsenin kısmetini kimse yeyemez, demiş ve çıkıp gitmiş.


Oğuz M. Yorgancıoğlu "Kıbrıs Türk Folkloru" (2000) Kitabı
AŞİNA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-02-2008, 11:25 AM   #2
Profil
AŞİNA
Dost Üyeler
 
AŞİNA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2,406
Konular:
Uye No:21

Ettiği Teşekkür: 355
591 Mesajına 884 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
AŞİNA is on a distinguished road
Standart Akarsu Köyündeki Mağara

Akarsu Köyündeki Mağara

Bu hikâyeye dayanarak 1952 yılında köylülerden biri kazı yapmış, toprak seviyesinden bir metre kadar derinde bina temelleri, 3 metre derinde de kumtaşı kayaları üzerine oyulmuş düzgün mağralar bulmuştur. 1955'de yapılan başka bir kazıda ayni dolaylarda kıymetli birkaç altın eşya bulunmuştur.

Akarsu, Baf Kasabası'nın yedi mil kadar kuzey doğusunda bir karma köydür. Akarsu Köyünün girişinde Şinya (Meşe) Tepesi diye aniden yükselen bir tepe ve tepenin zirvesine yakın bir yerde bir insanın girmesini mümkün kılacak bir delik vardır. Ama delikten girer girmez bir köy halkını rahatlıkla barındırabilecek odalar ve dehlizler görülür. Yalnız bilinmez bir odası varmış bu çok odaların arasında. Anlatılanlara göre eskiden, denizden gelen korsanlar köyü basar, ele geçirebildikleri köylülerin eşyalarını alır, sonra da yaktıkları büyük bir ateşte kendilerini kızartıp afiyetle yerlermiş. Köy idaresi bakmış ki olacak gibi değil, bu mağrayı kazdırmış. Deniz kıyısını görebilecek bu tepeye bir de nöbetçi koydurmuş. Tehlikeyi görünce işaret verecek, köylü de mağaraya sığınacak. Böylece kurtulacakmış. Nitekim öyle de olmuş. Yabancılar kimseyi bulamayınca çekip girmişler, birda da gelmemişler. Böylece köy bu güne kadar yaşayabilmiş. Gizli odaya gelince; Orada canlı bir balık varmış. Kim onu elde ederse ölümsüzlüğe kavuşurmuş.
AŞİNA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-02-2008, 11:25 AM   #3
Profil
AŞİNA
Dost Üyeler
 
AŞİNA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2,406
Konular:
Uye No:21

Ettiği Teşekkür: 355
591 Mesajına 884 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
AŞİNA is on a distinguished road
Standart Anadolu Sahilinden Yüzüp Gelen Camızlar

Anadolu Sahilinden Yüzüp Gelen Camızlar

Eski ismiyle Gemikonağı, bugün Ksero köyünde bir çiftçi darı (mısır) ekermiş her yıl. Fakat her yılan tam olgunlaşma zamanı bilinmez hayvanlar tarafından yenir, yalnız sapları kalırmış. Adam da inek sahibi komşulardan şüphelenir onlarla kavga edermiş. Ama gerek adamın gerekse komşuların hayret ettiği şey basamakların denizden çıkması ve tekrar denizde kaybolmasıymış. Bir yıl adam gece oturup beklemeye başlamış. Gece yarısına doğru denizden gelen derin nefes almalar işitmiş. Bakmışki öküze benzer uzun boynuzlu hayvanlar. Fakat çokluk olmalarından kormuş. Hemen mahalleyi ayağa kaldırmış. Onlar da gelince bir tanesini yakalayıp boynuzlarına bir dabella asmışlar. Üstüne da "Bu hayvannara sahibolun, bir daha gelmesinner, yoksa hepsini yakalayıp bağlayacayık" diye. O günden sonra bir daha gelmemişler.
AŞİNA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-02-2008, 11:26 AM   #4
Profil
AŞİNA
Dost Üyeler
 
AŞİNA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2,406
Konular:
Uye No:21

Ettiği Teşekkür: 355
591 Mesajına 884 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
AŞİNA is on a distinguished road
Standart Yedi Yılda Bir Açılan Mağara

Yedi Yılda Bir Açılan Mağara

Gizli hazineler bulmak, her devirde herkesin arzuladığı bir durum olmuştur. Çünkü kolayca zengin olacak, refaha kavuşacaktır. Bu sebeple köylerde devamlı kazı yapanlar, gizli hazine arayanlar vardır. Tabii bulanlar olduğu gibi bulamayanlar da çoktur. Ama Lemba köyünde yarı hayal, yarı gerçek bir hîkaye anlatılır.

Zengin ama içkici bir Türk, komşu köye gidip içmiş. Gece geç vakit köye dönerken yolu üstündeki kıraçta parıltılar görmüş. Yaklaşınca bir de ne görsün? Bir sürü ev eşyası. Tümü altından, pırıl pırıl.. Gözüne bir ekmek peneveti kestirmiş, sırtına vurduğu gibi gitmek islemiş. Ama mağara aniden kapanmış. Adam oturup beklemiş ağlamış, ama nafile. Aradan tam yedi sene geçmiş, ve yine ayni saatlerde mağara açılmış. Adam çıkmış, kurtulmuş. Çoluk çocuğuna kavuşmuş.
AŞİNA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-02-2008, 11:27 AM   #5
Profil
AŞİNA
Dost Üyeler
 
AŞİNA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2,406
Konular:
Uye No:21

Ettiği Teşekkür: 355
591 Mesajına 884 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
AŞİNA is on a distinguished road
Standart Beş Parmak Dağı İle İlgili Rivayet

Beş Parmak Dağı İle İlgili Rivayet

Rivayet ederler ki bir zamanlar Kıbrıs’ta güzeller güzeli bir kız varmış. Buna aşık iki de genç. Gençlerin biri her yönü ile iyi, dürüst,cesur, yakışıklı. Diğeri de tam aksi kötü kalbli kalleş. Kendine özgü güçlü yanları varmış. Ama kızı kim alacak? Konuşup anlaşmışlar ve bir bataklık kenarında dövüş yapmaya karar vermişler. Kararlaştırdıkları gün gelip çatmış, dövüş başlamış. Fakat kılıç kullanmakta ikisi de usta. Bir ara kötü huylu aşık iyi huylu olanı yaralamış. İyi huylusu yaralı arslanın yaptığı gibi daha da yırtıcı olmuş. Kendini yaralayanı bataklığın ortasına doğru sürmüş ve onu orada haklamış. Ama kendi de kan kaybettiği için mecalsiz düşmüş. Bataklık onuda içine çekmeğe başlamış. Başı gömüldüğü halde kılıcı tutan kolu hala havada imiş. Sonra kılıç elinden düşmüş. Bileğine kadar gömülünce taş kesilmiş ve ayni anda bataklık yükselip dağ olmuş. En üstte açılmış bir sağ elin sıralı beş parmağı açık seçik görülüyormuş. Güzellik için, sevgi için yapılan bu dövüş dünya durdukça unutulmasın diye.
AŞİNA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-02-2008, 11:29 AM   #6
Profil
AŞİNA
Dost Üyeler
 
AŞİNA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2,406
Konular:
Uye No:21

Ettiği Teşekkür: 355
591 Mesajına 884 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
AŞİNA is on a distinguished road
Standart Tumba Du Skuru (Tomb of Skuros)

Tumba Du Skuru (Tomb of Skuros)

1973 yılı ortalarında Barış gücü ne bağlı Kanadalı askerler Güzelyurt (Omorfo) nun Güney batısında bir höyük keşfettiler. Kazı yaptılar. Ortaya küp biçiminde bir "toplu mezar" çıktı. Oyuk şeklindeki mezarın yanlarında sıralı küçük gözler kazıImış ve içlerine cesetler konmuştur. Kazı esnasında bulunan iskeletlerin çocuk iskeleti olduğu görülmüştür.

Bu toplu mezar için söyle bir efsane anlatılır.

Arap ülkelerinden gelmiş çok iri yarı dev (esli bir arap varmış. Evi, bulunan mezarmış. Bu adam bu bölgeye yerleştikten sonra çevrede devamlı çocuklar kaybolmaktaymış. Durum fark edildiği zaman halk galeyana gelmiş. Onu öldürmek istemişler. Ama devi bir türlü bulamamışlar.

NOT: Bu efsane bazı yönlerden "Dev Taşı" Efsanesini hatırlatır. İlişkili de olabilir. Çünkü ayni bölgededir.
AŞİNA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-02-2008, 11:30 AM   #7
Profil
AŞİNA
Dost Üyeler
 
AŞİNA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2,406
Konular:
Uye No:21

Ettiği Teşekkür: 355
591 Mesajına 884 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
AŞİNA is on a distinguished road
Standart Abi Deresindeki Çift Başlı Yılan

Abi Deresindeki Çift Başlı Yılan

Baf kazasına bağlı Lemba köyü ile Akarsu köyü arasında yolun ikinci milinde Abi Deresi üzerinde iki kemeri taş bir köprü, kemerlerin birinde de çift başlı bir yılan resmi vardır.

Anlatılanlara göre aşağı yukarı 200 yıl kadar önce köprü inşa edileceğinde, yapıldığı yer çok sık ağaç ve bitkilerle kaplıymış. Çünkü Abi Deresi yaz kış akıyormuş. Bu, üç değirmenlik kadar bir su imiş. Ağaçları kesmeğe çalışan işçiler bir ıslık sesi duymuşlar. Ardından bir daha, sağa sola bakınmışlar kimse yok. Gene işe koyulmuşlar. Gene aynı ıslıklar içlerinden biri ses tanımış.

- Bu yılan ıslığıdır, demiş, dikkatli olun!

Herkes dikkat kesilmiş korkuyla etrafı gözlemiş araştırmışlar. Ama gene de görememişler. Ustabaşı;

- Yılansa nerede demiş, gösterin,

Islığı tanıyan işçi,

- Yılandır usta demiş, hem de çift. İridirler de heralde. Çünkü çok keskin ıslık çalıyorlar.
- Peki ama nerede? Gösterin demiş ustabaşı.
- Göremiyorum ama bu ağaçların içinde demiş işçi.
- Her taraf ağaç, demiş ustabaşı, her taraf ağaç. Derenin en sığ yeri burası. Köprüyü ancak buraya yapabiliriz. Bir çare gösterde rahat çalışalım.
- Burayı ateşleyerek? Demiş işçi
- Delimisin demiş ustabaşı., yangın olur sonra, nasıl söndürürüz_
- O halde başka çare? Evet başka çare.

Onlar böyle konuşup dururken beş-altı metre uzaklarında dalların kımıldadığını fark etmişler. Ve ayni ıslıkların tekrarı. İrkilip gerilemişler diğer işçiler toplanmış. Ellerinde kazma kürekler. Hep ayni meşenin dalı sallanıyormuş. Bağlı bir heyecanın çektiği hissini veren bir sallanış. Cesaretlenen birkaç kişi yaklaşmışlar birde ne görsünler. İki buçuk üç metre boyunda yılan. Vücudun ön tarafında otuz kırk santim uzunluğundaki uçlarda iki müthiş baş yeri ağaca takılmış geçemiyor. Hepsi birden vura vura öldürmüşler. Köprü tamamlanınca da boyuna ve kalınlığına uyan yılan resmini kemerin birine çimentolu harç ile yapmışlar.
AŞİNA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-02-2008, 11:30 AM   #8
Profil
AŞİNA
Dost Üyeler
 
AŞİNA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2,406
Konular:
Uye No:21

Ettiği Teşekkür: 355
591 Mesajına 884 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
AŞİNA is on a distinguished road
Standart Bendaşino Yılanı

Bendaşino Yılanı

Bir zamannar bir ilan varıdı. Bu ilan beş başlıydı. O bölgede yaşayan herkese zararı tokanacak gadar böyüdü. Ejderha oldu. Elinden ne uçan gurultulurdu ne gaçan. Çünkü gözlerinde büyü gibi bir guvvet varıdı. Avcıların attığı gurşunnarın bile yolunu değişdirirdi. Bütün köylüler birleştikleri halde ona bir şey yapamamışlar. En sonunda düşünüp daşınmışlar ne yapabilirler deye. Ve şu garara varmışlar. Beş dane tulum bulacaklar. Bu tulumlara şarap dolduracaklar. Tulumları da öyle yan yana goyacaklar ki beş baş da ayni anda içebilsin. İçip Sarhoş olunca da onu öldürsünner. Öyle da yapmışlar. Etrafda su olamyan bir yere tulumları yerleştirmişler. Günün sıcak bir satında avlanıp garnını doyurdukdan sonra susamış. Yakınlardaki şarap kokusunu alınca da oraya yönelmiş. Günün sıcak bir satında avlanıp garnını doyurdukdan sonra suamış. Yakınlardaki şarap kokusunu alınca da oraya yönelmiş. Beş tuluma birden her biri daldırıp içmeye başlamış. Kana kana hepsini içince ne yaptığını bilmez olmuş. O mıknatıs gücü da etkisini kaybetmiş. Bunun üzerine bir çuban tüfeğini alıp üzerine yönelmiş. Her atışta bir başını vuruyormuş. Yılan can acısıyla geleni görmüş, avcı ona son ateşi açarken o da avcıyı sokmuş. İkisi da son nefeslerini vermişler. Halk böylece bir beladan gurtulmuş. Yılanın yaşadığı dereye, bu olayı ebediyen hatırlansın diye Bendaşino deresi denmiş. Etrafına zarar verenlere, doyumsuz insannara da "yılandır beş başlı" sıfatını yakıştırmışlar. O gün bugündür bu tiplere "beş başlı yılan" denir olmuş.
AŞİNA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-02-2008, 11:31 AM   #9
Profil
AŞİNA
Dost Üyeler
 
AŞİNA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2,406
Konular:
Uye No:21

Ettiği Teşekkür: 355
591 Mesajına 884 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
AŞİNA is on a distinguished road
Standart Fırın (Dorum) Taşı

Fırın (Dorum) Taşı

Kufes köyünden Artemi (Arıdamı) giden yolun ikinci milinde, yol kenarında biri büyük biri küçük iki kaya var. Bu kayaların tepeleri ile altıları geniş, ortaları inceltilmiştir. Bu kayalar için şöyle bir efsane anlatılır.

Vaktiyle Artemili bir deveci varmış. Sırada gitmediği için (dorumuna) devesine çok kötü davranırmış, onu dövermiş. Deve bunları unutmaz içine atarmış. Öyle bir an gelmiş ki deveyi "Deve kini" tutmuş. Sahibine karşılık vermiş. Korkuya kapılan deveci kurtulmak için yüksek bir kayaya çıkmış. Deve salyalar saçarak kayaya tos vurmaya başlamış. Deveci bakmış ki kurtuluş yok, çareyi hemen yanı başındaki daha yüksek kayaya çıkmakla bulmuş. Ama deve günlerce oradan ayrılmamış. Deveci parlak düğmeli yeşil kebesini çıkarıp dorumun üstüne atmış. Deve onu çiğnerken kaçmağa başlamış. Deve durumu farkedince peşine düşmüş. Köy girişinde adamı yakalamış. Ayaklarının altına almış.
Dorumun kişnemesinden bütün köy halkı gelmiş. Ama adamın ancak ölüsünü alabilmişler.

NOT: 1977’de yol inşaatı için yapılan çalışmalardan sonra yağan yağmur sularının toprakları sürüklemekle yol kenarında kilden oyulmuş biri kırık, biri sağlam iki deve ayağı bulunmuştur.
AŞİNA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-02-2008, 11:32 AM   #10
Profil
AŞİNA
Dost Üyeler
 
AŞİNA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2,406
Konular:
Uye No:21

Ettiği Teşekkür: 355
591 Mesajına 884 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
AŞİNA is on a distinguished road
Standart Dev Taşı

Dev Taşı

Söylentilere göre bundan senelerce önce Kıbrıs'ta bir dev yaşarmış. Bu dev etrafa dehşet saçıyor, önüne çıkan herşeyi yakıp yıkıyor ve insanları da yiyormuş. İnsanlar bu mahluktan korktuktan ve ondan korunmak istedikleri için yapmadıkları kalmamış.. Evlerini yıktığından sığınaklar yapmışlar. Fakat devin bastığı yerler çöktüğü için bunlardan da faydalanamamışlar. En nihayet kendilerini kadere bırakmışlar. Tanrılarına dua ederek yaşantılarına devam ediyorlarmış.

Zaman böyle geçe dursun, dev karnını insanlarla doyuruyormuş. Bir gün bu dev Solya yakınlarında bulunan Aybifan köyüne gelmiş. Orada loğusa bir anne ile yeni doğurduğu yavrusunu kaçırmaya başlamış. Bu olayı uzaktan seyreden o devrin peygamberi Tanrıya dua etmeye başlamış.”Ey Allahım bu zavallıların ne günahı var? Onları kurtaracak kudrete yalnız sen sahipsin. Bu koca yaratığa öyle bir şey yap ki olduğu yerde kalsın. Bir daha etrafına zararı tokunmasın” demiş. Bu sözlerden sonra etraf aydınlanmış gökyüzü açılmış ve göz kamaştırıcı bir ışık devin üzerine gelmiş. Işıktan kaçmağa çalışan devin fesi uçup bir kaya üzerine oturmuş, elleri gevşiyerek anne ile yavru kurtulmuş ve devin yüzü fesine baka baka taş olmuş.

Bu taş hala daha Aybifan denen bu köyde durup açıkça görülüyormuş.
AŞİNA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Efsaneler

Şu an bu konuyu KIBRIS FORUM içerisinde toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mersin - 'Efsaneler' Yeniden Yollarda Haberci Kıbrıs'tan 0 30-10-2010 08:40 AM
Mersin - 'Efsaneler' Yeniden Yollarda Haberci Kıbrıs'tan 0 29-10-2010 10:21 PM
Efsaneler Gök Yeleli Bozkurt Kıbrıs Gelenekleri ve Kültürü 1 01-08-2008 11:41 PM
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler... AŞİNA Dünya Tarihi 29 04-05-2008 09:19 AM
Efsaneler fotoğraf severlerle buluşacak Haberci Kültür-Sanat 0 01-05-2008 03:00 PM

KIBRIS Forumda şu an Sistem size Efsaneler konusunu gösteriyor.Bu konu forum içerisinde 18635 kez görüntülenmiş. Efsaneler Bu konu hakkında google araması yapmak istiyorsanız Efsaneler tıklayınız
Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim





Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
Kibris 1974 yabancı dizi izle
KIBRIS , Kıbrıs Masalları Efsaneler