Bu Siteden Her Türlü Alıntı Yapmak Serbesttir. Sitenin Tüm Hakları "KIBRIS TÜRK MİLLETİNE" Aittir. www.kibris1974.com'un Varlığı Türk Varlığına Armağan Olsun

Sitemizde Reklam Alanlarını Kullanabilmek İçin Mehmetçik Vâkıfına Veya Mücahitler Ve Şehit Aileleri Derneğine Yatırmış Olduğunuz Bağış Makbuzunu [email protected] Adresine İletmeniz Yeterlidir...

Geri git   KIBRIS1974 FORUM " Kibris TÜRK tarihi araştırmaları , Gündem haberleri, KIBRIS da kim kimdir ne nedir , kibris videolari resimleri dökümanları indir" > Genel Kültür > Konu Dışı
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Begendiğiniz köşe yazıları.
Cevaplar
298
Sonraki Konu
sonraki Konu
Begendiğiniz köşe yazıları. Konusunu Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
19888
Önceki Konu
önceki Konu

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 26-03-2014, 09:39 AM   #281
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Çıkış yolu



CHP ve MHP’nin, ama özellikle Kılıçdaroğlu’nun seçim kampanyalarında, AKP’ye karşı mücadelede üzerinde durdukları konular dikkatinizi çekti mi?

Türkiye’nin yüzyüze olduğu büyük sorunlar konusunda AKP’den farklı olarak söyleyecek sözleri yoktur. Sabah akşam dillerine doladıkları biricik konu, yolsuzluk ve hırsızlıklardır. İşte bu durumdaki Partiler, Erdoğan’ın en büyük şansı olmuşlardır.

Ekonomik olarak dünyanın en kırılgan ülkesiyiz. Suriye’de 130 bin komşumuzun-kardeşimizin canına mal olan iç savaşta taraf olmuşuz ve bütün komşularımızla ilişkilerimiz bozulmuş.

Türkiye, kendi elleriyle Irak’ın kuzeyinde bir kukla devletin kurulmasına yol açmış, aynı oyun şimdi de Suriye’nin kuzeyinde sahneleniyor.

Son oniki yıl içinde kabul edilen “Birleşmiş Milletler İkiz Sözleşmeleri”, “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” ve “Büyükşehir Yasası” ile milli devletimizin altı oyulmuş.

Batı destekli bölücülük, 500 bin kişinin öleceği tehditleri ile özerklik ilanına hazırlanıyor.

Türkiye’nin Ortaçağ karanlığına gömülmesi yolunda tarikat ve cemaatlere yol verilmiş. Türban, elbirliği ile devlet kurumlarına ve okullara sokulmuş, laikliğin canına okunmuş.

Bütün bu gelişmelerin hepsinde CHP ve MHP, AKP ile birlikte olmuşlar. Ama şimdi “Hırsız var” diye tepinerek halktan oy alabileceklerini ve AKP’yi yıkabileceklerini sanıyorlar.

’Kırk katır, kırk satır’ demokrasisi

Türkiye’de sadece bir AKP sorunu yok, aynı zamanda bir de “majestelerinin muhalefeti” sorunu vardır.

Türkiye’nin bütün önemli sorunlarında, İktidar Partisi’nin söylediklerinden farklı bir tavrı olmayan partiler “muhalefet” olarak durdukça, Erdoğanlar orada oturmaya devam edeceklerdir.

Onun içindir ki sistem bütün gücüyle iktidarı ve muhalefetiyle mevcut Partilerin ayakta kalması için çalışıyor.

Onlarca televizyon ve gazetede; AKP, CHP; MHP ve BDP’den başka parti yoktur. Onların haberleri verilir. Mitingleri, temasları, açıklamaları görüntülü olarak halka izlettirilir. Programlarda bu partilerin temsilcileri konuşturulur.

Kamuoyu yoklamalarında sadece bu dört parti sorulur. Geri kalan bütün partiler “diğer” kategorisi içindedir. Hatta bazen “diğer” bile çok görülür. Onlar “kararsız” seçmendir ve dört parti arasında dağıtılır.

Seçmen böylece kırk katır ile kırk satır arasında tercihe zorlanır. Bunun adına da “demokrasi” denir.

’Oyları bölmeyelim’ tuzağı

CHP ve MHP’nin yıllardır, AKP’den kurtulmak isteyen halka hep aynı sözü söylemişlerdir: “Oyları bölmeyelim.”

Gerçekte en büyük tuzak, “oyları bölmeyelim” tuzağıdır.

Üzerinde biraz düşünüldüğü zaman bu “oyları bölmeyelim” sloganının esas sahibinin AKP olduğu görülecektir.

Çünkü bu anlayışın etkin olması sonucunda CHP ve MHP dışında, gerçek muhalefetin ortaya çıkması önlenmektedir.

Seçmen, CHP ve MHP’den başkasını görmeyince, “ehveni şer” diyerek AKP’ye destek sunmaya devam etmektedir. Çünkü AKP, bu partilerden farklı olarak “Koalisyonsuz Hükümet” sunma avantajına sahiptir.

Onun için “oyları bölmeyelim” sözü dönüp dolaşmakta ve AKP’ye yeniden verilen oya dönüşmektedir.

AKP nasıl gider?

Gerçekte ise AKP, oy oranı düştüğü zaman gidecektir. Haziran ayaklanması AKP döneminin bittiğini ilan etmiştir.

AKP’yi iktidar yapan Atlantik ötesindeki büyük ağabey dahil şimdi herkes, Erdoğan sonrasında kimin Türkiye’yi yöneteceği arayışına girmiştir.

Bu koşullarda, AKP’nin geçen yerel seçimlerde aldığı yüzde 38’in altına düşmesi demek, artık bu Parti’nin iktidar döneminin bitmesinden başka anlama gelmeyecektir.

Dolayısıyla oyların, AKP dışında hangi partiye verilmiş olursa olsun bu anlamda değişik bir sonucu olmayacaktır.

Yani AKP dışındaki Partilere verilen her oy, AKP’nin gidişine katkı sunacaktır.

Doğru oy

Ama AKP dışındaki Partilere verilen oyların şöyle bir anlamı vardır:

Gerçekten alternatif olacak bir programa verilen oylar, Türkiye’nin; AKP ile “majestelerinin muhalefeti” içinde çırpınmasına son verecek, Türkiye’nin önüne bir çıkış yolu koyacaktır.

Serbest Piyasa değil Halkçı Devletçi Ekonomi, AB kapısına bağlanmak yerine Bölge Merkezli Dış Politika, Batı destekli irtica ve bölücülüğe karşı kararlı tavır, vatanın bütünlüğü ve milli birliğin korunmasında devrimci tutum… Türkiye’nin ihtiyacı olan devrimci programın özeti budur.

“Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganıyla son iki yılda milyonlar halinde alanlara çıkan halkımız da bu programı savunuyor. Aynı programı savunan İşçi Partisi’nin halk hareketine damgasını vuran siyasal parti haline gelmesinin açıklaması da buradadır.

30 Mart seçimlerinde, “Mustafa Kemal’in Askerleri”nin, gerek oy oranında sağlayacağı ilerleme, gerekse bazı yerlerde belediyeleri kazanması; Türkiye’nin önüne bir çıkış yolu koymak anlamına gelecektir. Türkiye’nin böyle bir aşamadan geçerek, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinde Milli Hükümet çözümüne ulaştığını göreceğiz.



Mehmet Bedri Gültekin

Aydınlık

http://www.ulusalbakis.com/cikis-yolu.html
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26-03-2014, 09:40 AM   #282
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Açılım ve Yerel Seçim süreci!



Erdoğan’ın seçim sürecinde kullandığı ana konu Paralel Devlet, Kılıçdaroğlu’nun kullandığı ana tema ise, yolsuzluk oldu.

Erdoğan tüm seçim süreçlerinde olduğu gibi, bu seçim sürecinde de, sahte milliyetçilik yaptığından, Açılım Sürecinden, yani bölünmeden hiç bahsetmiyor.

Sadece şehitler gelmiyor cümlesi ile yetiniyor.

Çünkü biliyor ki, açılım süreci milli iklimle çatışıyor.

Ne olduğu belli olmayan Açılım süreci, ne hikmetse, İşçi Partisinin dışında, bir de, yarım ağızla MHP tarafından ifade ediliyor.

Kılçdaroğlu, şu sıralarda ortada kalan Açılım Sürecine sahip çıkıyor.

Özetle, biri, sahte de olsa, milli bir çizgi izliyor, diğeri gayri milli bir çizgide yol alıyor.

Erdoğan milli oylara talip oluyor. Kılıçdaroğlu da gerici ve bölücü oylara talip oluyor.

Bir hedef koymaksızın, plan ve program belirtmeksizin, çözüm yollarını ifade etmeksizin bir seçim propagandası yürüyüp gidiyor.

Kılıçdaroğlu, daha büyük bir yanlışla, Erdoğan’ın kullanıp attığı Cemaat çaputuna sarılıyor.

Fethullah’dan medet umuyor. İttifak tekliflerini bu yolda değerlendiriyor.

Gelişen iç ve dış dinamikler, ülke savunmasını en üst düzeye çıkardığı bir dönemde, millici bir söylemin prim yapacağı bir ortamda, Batıcı, enternasyonal görünüm CHP için intihardır.

Batıcılık yaşadığımız tarihi süreçte, kan, gözyaşı ve gericiliktir.

Siyasi ve psikolojik duruma, doğru tanı koyamayan CHP kurmayları, CHP’yi bölücü Kürtlerin yanında gösteren bir profil çiziyor.

Sanki PKK ile resmi görüşmeleri Erdoğan değil de, Kılıçdaroğlu yapmış gibi…

Daha dün, silahlı kuvvetler, Suriye’de, Suriye ordusunun Bölücü Kürtlere ve El-Kaideye karşı yaptığı mücadele sırasında, uçağı düşürülüyor. Kılıçdaroğlu hemen Esad’ı suçlayan AKP’nin yanında yer alıyor.

Ertesi gün, yani bugün, yaptığı yanlışın büyüklüğünü anlıyor, düzeltme yapıyor.

Düzeltmeyi de, genel savaş karşıtlığı düzeyinde ifade ediyor. AKP’nin Suriye’de PYD’ye (aslında PKK’ya) yaptığı yardımı açık etmiyor.

CHP’nin elinde tutması gereken asıl koz; ne idüğü belirsiz Açılım Süreci iken, bu konuda muhalefet yapmayarak, AKP’ye inanılmaz bir yardım yapmış oluyor.

Ondan sonra da, oyları bölmeyelim diye terane tutturuyorlar.

Evet, hırsıza hırsız diyeceksin de, yok mu senin planın programın?

Özelleştirmelerin ortaya koyduğu işsizlik ne olacak? Özelleştirmeleri desteklemeye devam mı edeceksin?

Asıl büyük talan ve yolsuzluk özelleştirmelerde yapılmadı mı?

Açılım Sürecinin sonunda, geleceğimiz yerin bölünme olduğunu bilmiyor musunuz?

Özetle, CHP’nin yaptığı muhalefet, sadece MHP’nin işine geliyor. AKP’li seçmeni hiç ilgilendirmiyor.

Yerel seçimlerde, CHP bu yanlış duruşunun bedelini; MHP’nin gerisinde kalarak ödemesi hiç de sürpriz olmaz.

“Ya müzakere, ya savaş” çığlıklarının atıldığı yerde, bölünmeyi yok sayarak seçim yarışı yapmanın, hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

İç huzur olmadan aş da, iş de olmaz.


Bülent Esinoğlu
[email protected]

http://www.ulusalbakis.com/acilim-ve...im-sureci.html
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26-03-2014, 09:41 AM   #283
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Yılmaz Özdil: 25 Mart



Muhsin Yazıcıoğlu’nun kazayla ölmediğini, resmen öldürüldüğünü kanıtlayan suikast tapeleri çıkabilir.

Evdeki paralar sıfırla’nırken kaydedilmiş görüntüler yayınlanabilir.
Malezya’ya kaçırmak için uçağın kargosuna altın külçeleri yüklenirken çekilmiş fotoğraflar yayınlanabilir.
Apo’yla telefon konuşması…
Apo’yla buluşma olabilir.
Dolmabahçe’de baş başa neler yaşandı, nihayet açıklanabilir.
Uludere’de vur emrini kim verdi, kendi sesinden duyabiliriz.
Muta nikâhı servis edilebilir.
Bakan bey mesela, durup dururken çıktı ekrana, porno’dan bahsetti.
Evli kuma’dan bahsediliyor.
Gayrimeşru çocuktan bahsediliyor.

*

Hepsi ihtimal dahilinde.
Hepsi akla yatıyor.
Hiçbirine “imkânsız” denemiyor.
“Yapmaz öyle şey” denemiyor.
“O kadar da olmaz” denemiyor.
Hatta, tek tek değil, hepsini birden yapmış olması bile mümkün.

*

Terzi işi takım elbise gibi, hiç pot yapmadan omuzlarına oturuyor.

*

25 Mart, aslında budur.

*

En ağır suçların, en adi rezaletlerin bile, artık şaşırtıcı bulunmaması, toplum nazarında sürpriz olmamasıdır. “Eksiği yoktur, fazlası vardır, Allah bilir daha neler yapmıştır bunlar” duygusunun hâkim olmasıdır. Asrın memleketiyiz filan derken, memleketi ve milleti getirdikleri yerdir, 25 Mart.

http://www.ulusalbakis.com/yilmaz-ozdil-25-mart.html
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-03-2014, 12:17 PM   #284
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Seçimin kaybedenini açıklıyorum

De*mi*ri ter*si*ne bü*ke*ce*ğim; zo*r’*u de*ne*ye*ce*ğim ve san*dık*lar açıl*ma*dan ana*liz ya*pa*ca*ğım!
Baş*lı*yo*rum…
Ön*ce ta*rih*sel bir tes*pit*te bu*lun*mak is*ti*yo*rum:
Şem*set*tin Gü*nal*tay (1883-1961) İt*ti*hat*çı*la*r’*ın İs*lam*cı ka*na*dı*na men*sup*tu. Meh*met Akif ve Eş*ref Edi*p’*le si*ya*sal İs*lam*cı çev*re*le*rin oku*du*ğu Se*bil ür-Re*şad der*gi*si*ni çı*ka*ran saç ayağından bi*riy*di. Aka*demis*yen*di; İs*tan*bul Da*rül*fü*nun ve ay*nı za*man*da dö*ne*min en yük*sek med*re*se*si sa*yı*lan Sü*ley*ma*ni*ye Med*re*se*si*’n*de öğ*ret*men*lik/ho*ca*lık yap*tı. 1924’te Da*rül*fü*nun İla*hi*yat Fa*kül*te*si*’n*de de*kan*lık yap*tı. Mil*let*ve*ki*li ol*du. Yir*mi yıl da Türk Ta*rih Ku*ru*mu başkan*lı*ğı yap*tı. Ve…
Tür*ki*ye 1950 ge*nel se*çi*mi*ne gi*der*ken, CHP, Ha*san Sa*ka ye*ri*ne Şem*set*tin Gü*nal*ta*y’*ı başbakan*lı*ğa ge*tir*di. Ta*rih 16 Ocak 1949.
Gü*nal*ta*y’*ın ni*ye baş*ba*kan*lı*ğa ge*ti*ril*di*ği sa*de*ce si*ya*sal kim*li*ğin*den de*ğil; ic*ra*at*la*rın*dan da bel*li ol*du. 8 Ha*zi*ran 1949’da mec*lis*te şu*nu di*ye*cek*ti: “İlk mek*tep*ler*de din ders*le*ri okut*tur*ma*ya baş*la*yan hü*kü*me*tin baş*ka*nı*yım; bu mem*le*ket*te Müs*lü*man*la*ra na*maz*la*rı*nı öğ*ret*mek, ölü*le*ri*ni yı*ka*mak için İmam Ha*tip kurs*la*rı açan bir hü*kü*me*tin baş*ka*nı*yım; bu mem*le*ket*te Müs*lü*man*lı*ğın yük*sek esas*la*rı*nı öğ*ret*mek için İla*hi*yat Fa*kül*te*si açan bir hü*kü*me*tin baş*ka*nı*yım.”
Çok par*ti*li ha*ya*tın baş*la*ma*sıy*la CHP, si*ya*set yap*mak için di*nin po*pü*ler*li*ğin*den fay*da*lan*ma/ya*rar*lan*ma rüz*ga*rı*na kap*tır*dı ken*di*ni. Ör*ne*ğin, se*çim*le*re iki ay ka*la tek*ke ve tür*be*le*rin ka*pa*tıl*ma*sı*na ait ka*nu*nu kal*dır*dı. Se*çim lis*te*sin*de DP’*den iki İla*hi*yat*çı aday var*ken CHP lis*te*sin*de dört İla*hi*yat*çı var*dı! Vs. So*nuç…
CHP, 14 Ma*yıs 1950 se*çim*le*ri*ni, İs*lam*cı çev*re*le*rin, “Tür*ki*ye*’nin ilk İs*lam*cı baş*ba*ka*nı*” de*dik*le*ri Gü*nal*ta*y’*a ve onun din*sel ağır*lık*lı ic*ra*at*la*rı*na rağ*men kay*bet*ti! Ya*ni, ma*sa ba*şın*da ha*zır*la*nan “si*ya*set mü*hen*dis*li*ği*” işe ya*ra*ma*mış*tı! Pe*ki…
CHP ne*den kay*bet*miş*ti? Me*se*le sa*de*ce din miy*di? So*ru bu*gü*ne de ışık tu*tu*yor.
Fa*kat, -yan*lış an*la*şıl*ma*mak için- ikin*ci bir tes*pit da*ha yap*ma*ma izin ve*ri*niz…
Din ge*ri*ci mi*dir
Tür*ki*ye*’de bel*li çev*re*ler*de “Os*man*lı*’yı din ge*ri*let*miş*ti*r” gi*bi bir yan*lış ka*bul var. İs*lam kül*tü*rü*nü ge*ri*ci*lik kay*na*ğı ola*rak ele alır*sak ken*di ta*ri*hi mi*ra*sı*mız*la ara*mı*za ko*puk*luk so*ka*rız. Os*man*lı top*lu*mu İs*lam yü*zün*den ge*ri kal*ma*mış*tır; Os*man*lı top*lu*mu*nu ge*ri bı*ra*kan un*sur*lar, ay*nı or*tam için*de di*ni de ge*ri bı*rak*mış*tır. Eğer di*ni ge*ri*ci*lik ne*de*ni ola*rak gö*rür*sek Fa*ra*bi*le*ri, İb*ni Si*na*la*rı, El Kin*di*le*ri, İbn Rüşt*le*ri na*sıl de*ğer*len*di*re*ce*ğiz? Os*man*lı*’nın ge*ri*le*me*sin*de din dı*şın*da çok fark*lı ne*den*ler var*dı. Eko*no*mi-po*li*tik te*mel*li dü*şün*me*me*mi*zin so*nu*cu*dur bu ka*ba an*la*yış.
Evet, bu*gün de Tür*ki*ye*’yi ge*ri*ci*leş*ti*ren si*ya*sal-eko*no*mik ya*pı di*ni de ge*ri*ci*leş*ti*ri*yor! İs*la*m’*ı ca*hi*li*ye dö*ne*mi*ne dö*nüş*tü*ren bu ge*ri*ci ya*pı*nın kod*la*rı*nı çöz*mek ge*re*ki*yor.
O hal*de -bu*gü*nü an*la*ma*mı*za ya*ra*ya*cak- so*ru şu*dur:
CHP, “İs*lam*cı Baş*ba*ka*na*” rağ*men 1950 se*çim*le*ri*ni ne*den kay*bet*ti?
Jan*dar*ma, Ku*r’*an kurs*la*rı*nı bas*tı vb ba*sit-sığ ya*lan*la*rı bı*ra*kı*nız; ger*çek*ler üze*rin*den tar*tı*şa*lım.
CHP’*nin kay*bet*me*sin*de 7 Ey*lül de*va*lü*as*yo*nu*nun et*ki*si yok mu?
Yo*ğun iş*siz*li*ğin et*ki*si yok mu?
Baş*ta Ka*ra*de*niz ol*mak üze*re aç*lık sı*nı*rı*na ge*len in*san*la*rın bü*yük bir iç göç ya*şa*ma*sı*nın et*ki*si yok mu?
Sa*vaş yor*gun*lu*ğu*nun et*ki*si yok mu?
Ya*ni ye*ni bir top*lum*sal ya*pı şe*kil*le*ni*yor*du. CHP bu*nu fark ede*me*di. Ör*ne*ğin par*ti*nin ida*ri ya*pı*la*rı*nı, yük*sek bü*rok*rat*la*rın, su*bay ya*kın*la*rı*nın ve ye*rel eş*ra*fın ini*si*ya*ti*fi*ne bı*ra*ka*rak, sos*yal ta*ba*nı*nı ge*niş*le*te*me*di; da*ralt*tı.
Ba*kı*nız:
CHP’*nin 1946-50 ara*sın*da ya*şa*dı*ğı ik*ti*sa*di kri*zin ben*ze*ri*ni, DP de 1957-60 ara*sın*da ya*şa*dı. Tek ör*nek*le ge*çe*yim; 1959’da yüz*de 208’lik enf*las*yon ora*nıy*la Tür*ki*ye, Bre*zil*ya*’nın ar*dın*dan dün*ya*nın en yük*sek enf*las*yo*na sa*hip ikin*ci ül*ke*siy*di. Ya*ni, 1960 as*ke*ri mü*da*ha*le*si ol*ma*say*dı, DP bü*yük ih*ti*mal*le ik*ti*dar*dan dü*şe*cek*ti. Di*n’*le fi*lan ala*ka*sı yok. Ay*rın*tı*ya gir*me*ye*yim, ge*le*lim bu*gü*ne…

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Odatv.com



http://www.odatv.com/n.php?n=secimin...rum-2703141200
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-03-2014, 03:45 PM   #285
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

25 Mart gecesi neler yaşandı?




27 Mart 2014 PerşembeSüleyman ÖZIŞIK[email protected]Gördüğüm, konuştuğum herkes "'Erdoğan hakkındaki bomba kaset 25 Mart'ta yayınlanacak' iddiasını ilk olarak ortaya atan sendin. Kaset neden yayınlanmadı?" diye soruyor.

Hepsine tek tek cevap verdim, bir de buradan anlatayım.

Kasetteki konuşmaları dinleyen haber kaynağım, 25 Mart gecesi bana attığı bilgi notunda hem kasetin içeriğini, hem kimin internette servis edeceğini, hem de kasetin yayın saatini bana tüm ayrıntılarıyla anlattı.

Haber kaynağımın anlattığına göre kasette Başbakan Erdoğan, Abdullah Öcalan'ın özel bir jetle Oslo'ya götürülmesi için talimat veriyor. O görüşmede Öcalan da müzakere masasında yer alıyor. Ayrıca kasette Öcalan'a hapisten çıkacağı ve Güneydoğu'nun özerkliği ile ilgili garanti verildiği şeklinde diyaloglar var.

Yalnız 25 Mart akşamı sadece bir kaset yayına verilmeyecekti. Yani yayınlanacak bir kaset daha vardı.
O kasette ise Erdoğan'ın daha önceki seçimlerde nasıl hile yaptığına dair iddialar yer alıyor. Bu sandıklarda daha önce AK Parti lehine atılan oyların olduğu iddiası var. Bununla ilgili bir ses kaydı yer alıyor.
Aldığım bu bilgilerden sonra sosyal medyada kaseti yayınlayacak olan kişinin ismini vererek detayları paylaşmaya başladım.

Olan bundan sonra oldu!

Deşifre olduğunu anlayan şahıs çevresindeki herkesi sorgulamaya, kimin kendisini ihbar ettiğini bulmaya çalıştı. Haliyle kasetin yayınlanması sekteye uğradı.

Mesela her perşembe akşamı toplandıklarını ve yayına verilecek kasetlerle ilgili karar verdiklerini biliyorum.

Mesela, geçtiğimiz hafta Kahramanmaraş'taki ailesiyle helalleşmeye gittiğini biliyorum.

Mesela, kendisiyle bugüne kadar kader birliği yapan diğer cemaatçi arkadaşının olaylar tehlikeli boyuta gelince geri adım attığını ve "Ben ailemi riske atamam, benden buraya kadar" dediğini biliyorum.

Mesela, kasetleri yayına veren "Başçalan" ve "Anatolia" isimli hesapların bu şahıs tarafından idare edildiğini biliyorum.
Şunu özellikle belirtmem gerekiyor.

Kaseti izleyen haber kaynağım, bunun bir kara komplo olduğu konusunda kesin ve net konuşuyor. Herşeyin bir düzmece olduğunu ilk bakışta anladığını söylüyor.

Bu kasetin bir başka el tarafından yayına verilip verilmeyeceği konusunda bir fikrim yok. Şahsi fikrimi soracak olursanız, seçim yasakları başladığında bu kasetin yayınlanma ihtimali yüksek. Çünkü başından beri, "Seçim yasakları başlayıp, Erdoğan ekranda kendini savunamayacağı bir ortamda yayına verilmesi" konusunda görüş birliği olduğundan haberdarım.

Şundan eminim ki cemaatin son kozu bu kasetleri yaymak olmayacak. Seçim günü için başka bir plan devreye sokulmaya çalışılıyor.

Sayıları onbinleri bulan sahte polis kimlikleri bazı kişilere ulaştırılıyor. Bu kişilerin seçim gününde sandıklarda hile yapıldığı iddiasıyla baskınlar yapıp "Seçimde hile yapıldı" algısı üzerinden bir kaos ortamı yaratmaya çalıştığı yönünde ciddi kuşkular var.

Yazıcıoğlu konusuna gelince...

Yayınlanacak olan asıl kaset Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgiliydi ancak o kasetin yayınlanmamasına karar verildi. Çünkü ne yapıldıysa Yazıcıoglu'nun öldürülmesi ile Hakan Fidan'ın MİT müsteşarı olduğu tarih denkleştirilemedi ve inandırıcığılı olmayacak olan bu kasetin yayınlanmamasına karar verildi.


http://www.internethaber.com/25-mart...ndi-15800y.htm
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28-03-2014, 09:42 AM   #286
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

ELAM'a teşekkür

ELAM Talat'ın konferans için bulunduğu mekana saldırıda bulunmamış olsaydı, kaç kişi bu konferanstan haberdar olacaktı?Teşekkür ederiz ELAM.
Bu sayede Kıbrıs'ta barışa doğru giden yolda, çözüm için çalışan bireylerin ve grupların, ne olursa olsun bu mücadeleden vazgeçmeyeceklerinden Güney'de ve Kuzey'de haberi olmayan kalmadı.
Medyanın eksik bıraktığı: Talat'ın orada neler söylediği ve karşıdan gelen yorumlar ile sorular da paylaşılmalıydı.
Talat'ın bu konudaki bilgilendirme misyonu dibine kadar gerçekleşmiş olacaktı.
ELAM Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanması gerektiğini ve Kıbrıs'ın bir Yunan adası olduğunu bağıradursun; bizim meclsimize kadar sızmış olan ülkücülerimiz de Kıbrıs'ın Türk adası olduğunu ve Türk kalacağını savunadursunlar, hep azınlıkta kalmaya mahkumdurlar.
Esasında, saldırgan ve öfkeli tutumları da bu azınlıkta oluşlarından ve seslerini yeterince kitlelere duyuramıyor oluşlarından kaynaklanıyordur.
***
Kıbrıs'ta çözüme ve barışa doğru giden yolu, yıllardır engelleyen ve tıkayanların kimler olduğunu çok tartıştık. Yıllardır ne bir ayrılık tam anlamı ile gerçek oldu, ne de bir çözüme izin verildi.
Karmaşık ve ne idüğü belirsiz bu ortamdan nemalananlar çok dikkat çekmeye, oynadıkları kozların modasının geçtiğinin konuşulmaya başladığı dönemdeyiz.
***
Eroğlu'nu takdir ettik: Rumlara mal etmeksizin ELAM'ın aşırı milliyetçi bir örgüt olduğunu söyleyerek, bu sesin azınlığı temsil ettiğini ifade etti bu defaki tepkisinde.
Talat'ı takdir ettik: Duygularını, saldırı anında olan bitenleri ajitasyona imkan vermeyecek şekilde dile getirdi.
Her ne kadar da bu saldırıyı olası bir referandumda yeniden pişirip kotaracaklarından eminsek de, 2003-2004 sürecinde bir otobüs dolusu AB yetkilsi, bizim tarafımızda düzenlenen yumurtalı ve domatesli saldırı da pişirilip önümüze kotarılacaktır.
Kıbrıs'ta hiçbirimiz yeterince masum değiliz.
Barış ortamının oluşması ve çözüme giden yolda yeterince istekli davranmayarak kılı kırk yardığımız açıktır.
Her zaman yazdığım kalıpla yazacak olursam: Bayrak ve minare aşkımızın bir çözüm ya da barış karşısında sona ermeyeceğini anlayamadık gitti...
***
Saldırının gerçekleştiği bilgisi bize ulaştıktan sonra sosyal medya üzerinden bunu politik araç olarak kullanarak, bu saldırının hepimize yapılmış olduğu, Rumların barışa bakışlarını gösteren tutumun buradan izlenebileceğini söyleyen Kıbrıslı Türkler vardı.
Duygularımıza yenik düşerek düşmanlığı artırıcı söylemlerde bulunmak bu güne kadar ne bireylere ne de toplumlara başarı sağlamamıştır.
Bu saldırı elbette çözüm yanlılarına, Talat'ın kişiliğinde gerçekleşmiştir. Yine de saldırıyı kimin yaptığı önemlidir.
Dikkate alımayacak serseri bir kurşun misali, Kıbrıslı kimliği ve Kıbrıs toplumunu temsil etmeyen bir azınlığın böylesi bir saldırıyı gerçekleştirmiş olması burada esastır.
Kıbrıs adasını Anavatan olarak belirlememiş, hala Anavatan olarak ada dışındaki bir yerleri adres göstermekte olan hiç bir kişi veya grubun adada kalıcı bir çözüm için söz söylemeye hakkı olmadığını bilecek ve anlayacak kadar uzun zamandır bu sorunu yaşamakta ve sorundan kaynaklanan sıkıntılarla boğuşmaktayız.
Bu noktada olgunlukla, barışı ve çözümü engelemekte olanların 1950'lerden bu yana kurgulanan senaryolardan çok değişik olmadığını görmek ve anlamak kaçınılmazdır.
Kıbrıslı halkın buna karşı uyanık olması ve gerekli tutumu gösterecek birlik ve bütünlüğü irade olarak ortaya koyması kaçınılmazdır.
Bu sebeple çözümü destekleyen tüm siyasi partilere, Talat'a ve diğer liderlere, bu uğurda destek vererek, dış güçler le pararlel yapılanmalarınsöz hakları varmış gibi davranmalarına engel olmak Kıbrıs'ı seven, Kıbrıs'ı vatan bilen veya Kıbrıslı olan herkesin tek yapması gerekendir.


http://www.kibrispostasi.com/index.p...KIBRIS_POSTASI
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28-03-2014, 10:37 AM   #287
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

2023′e 10 Kala Başbakan’ın “İslam Cumhuriyeti” Projesi Belli Oldu:


Dursun ATILGAN
Köln, 30 Ekim 2013
2023′e 10 Kala Başbakan’ın “İslam Cumhuriyeti” Projesi Belli Oldu:
BAŞBAKAN, YURTTAŞ YERİNE DİNDAŞ KAVRAMINI GEÇERLİ KILMAK İSTİYOR…
AKP’nin Başbakanı Erdoğan’a, Van 100.Yıl Üniversitesi tarafından düzenlenen fahri doktora töreninde, bir grup izleyici “ODTÜ’ye aldırma Yüzüncü Yıl seninle” diye tezahüratta bulunmuş.(28 Ekim 2013 tarihli gazetelerden)
Başbakan, konuşmasında, Türklükle üstünlük taslayanların olduğunu belirterek, “Kardeşim sen ‘illâ Türk milleti’ olarak diye dayatırsan, öbürü de der ki ‘Hayır Kürt milleti’ der; öbürü çıkar ‘Hayır Lâz Milleti’ der. Niye bunu böyle diyorsun? Diyorlar ki, ‘Türk milleti hepsini kavrar’. Hayır, Türk milleti hepsini kavramaz. Millet hepsini kavrar” dedi. Erdoğan’a fahri doktora töreni sırasında bir grup “ODTÜ’ye aldırma Yüzüncü Yıl seninle” diye slogan attı”, deniyor haberde…
***
Öncelikle şu düşüncemizi hemen söyleyelim: Belliki, AKP’nin parti sözcüsü Hüseyin Çelik, memleketi(*) olan Van’daki üniversite yöneticilerine (belki de baskı yaparak) böyle bir “tören” düzenlenmesini ve (AKP Van örgütünden izleyiciler getirterek) ODTÜ’ye karşı, bir “sesli eylem” başlatılmasını organize etmiş olabilir…Ancak, böyle yapay törenlerin hiçbir kalıcı önemi yoktur…
Şimdi gelelim “Millet” konusuna:
Stalin’in hemşerisi olan AKP’nin Başbakanı (**)
1. Türk adına
2. Türkiye adına
3. Türk Milleti tanımına
4. Türkiye Cumhuriyeti adına
5. Atatürk adına karşı…
Karşı olmayı bir tarafa bırakınız, TÜRK adını tarihten silmek, TÜRKİYE’yi parçalamak, ÇAĞDAŞ CUMHURİYETİ İslam Cumhuriyeti’ne dönüştürmek, ATATÜRK’ü unutturmak ve de YURTTAŞ yerine DİNDAŞ kavramını geçerli kılmak istiyor… “Müslüman Kardeşler” usulü bir çaba…
Başbakan’ın şu iddiasını yineleyelim:
“Diyorlarki, ‘Türk Milleti hepsini kavrar’. Hayır, Türk Milleti hepsini kavramaz. Millet hepsini kavrar.” Bu olağanüstü korkunç, tehlikeli, anayasal suç oluşturan cahilce iddia karşısında, insanın aklına milletvekili andı (yemini) ve bazı sorular geliyor:
Milletvekili seçilen herkes, mazbatasını aldıktan sonra, TBMM’ye gelerek Büyük Türk Milleti önünde namusu ve şerefi üzerine and içmek, yani yemin etmek zorundadır. Aksi taktirde, milletvekili olarak görev yapamaz.
Öncelikle yemin metnini anımsayalım:
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya
sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim’
Şimdi de sorular:
- Büyük Türk Milleti önünde içilen bu anda sadık kalınmadığı taktirde, uygulanacak yasal bir işlem yok mudur?
- AKP’nin TBMM’deki milletvekilleri arasında hiç mi TÜRK milletvekili yoktur?
- AKP’nin Türkiye çapındaki parti örgütü içinde hiç mi TÜRK yoktur..?
- Bunların tümü de Başbakan’la aynı fikirdeler midir; tarihî gerçekleri bilemeyecek kadar bilgi sahibi değiller midir; hangi ulusa/millete ait olduklarına Başbakan mı karar vermektedir..?
- Dünya yüzünde adsız bir millet var mıdır..?
Başbakan, bu söylemiyle, ettiği yeminin aksini yapmış ve resmen anayasal suç işlemiştir. Böyle bir kimsenin devlet yönetme ehliyeti olamaz.Bu Başbakan, göz göre göre Türkiye’yi bir kaos ortamına sürüklemektedir..?
Bu Başbakan, bizim Başbakanımız olamaz..!
Böyle yöneticiler, bizim yöneticilerimiz olamazlar..!
Bir anımsatma:
Müslümanlar, çocukları dillenmeye başlarken şu soruları sorarlar, yanıtlarını öğretirler:
Soru: Kimin milletindensin..?
Yanıt: Hz. İbrahim peygamberin milletindenim…
Soru: Kimin ümmetindensin..?
Yanıt: Hz. Muhammed’in ümmetindenim…
Bugünden itibaren, ” Kimin milletindensin..?” sorusunun yanıtı herhalde şöyle
olacaktır:
“Tayyip’in tarif ettiği millettenim…”
Başbakan her fırsatta “benim milletim” deyip duruyor, ama Türk Milleti’ni telâffuz etmiyor. Şimdi daha iyi anlaşılıyorki, “Yurttaşlarım” yerine “Dindaşlarım” demeye hazırlanıyor imam…
***
Son sorular:
Bu işlenen anayasal suç karşısında,
- Türkiye’de, Başbakan aleyhine bir iddianame hazırlayacak cesarete sahip Cumhuriyet savcıları yok mudur..?
- Bu gibi suçlar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın görev alanına girmiyor mu..?
- Suç duyurusunda bulunma ya da Anayasa Mahkemesi’ne başvurma cesaretine sahip, hiç mi Türk muhalefet partisi yok TBMM’de..?
- Suçluluğu kanıtlanamayan sayısız insana müebbet (ömür boyu) ceza yağdıran savcılar şimdi neredeler..?
Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı
(*): Said-i Nursî’nin müritlerinden olan Hüseyin Çelik, Van’ın Gürpınar ilçesinde doğmuştur…
(**): Stalin’in asıl adı Josef Wissarionowitsch Dschugaschwili olup, kökeni Gürcü’dür. Gürcistan’ın Gori kasabasında doğmuştur…



http://nacikaptan.com/?p=7753

Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28-03-2014, 06:19 PM   #288
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Ergenekon kararı kadük mü oldu

Ergenekon davasına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararı 8 ayda yazmadı. ÖYM’leri kaldıran pakette, gerekçeli karar için 15 günlük süre şartının altının çizildi. Heyet, bu sürenin bittiği geçtiğimiz Cuma akşamı saat 17.00’de gerekçeli kararın yazıldığını, hafta sonu redaksiyonunun yapılmasından sonra gönderileceğini açıkladı.
HSYK, Pazar günü Ergenekon hakimlerinin her birini başka yerlere tayin etti. Cuma’dan bu yana 5 gün geçtiği halde karar henüz UYAP’a yüklenmedi, sanık ve avukatlarına da tebliğ edilmedi.
Bunun üzerine Avukatlar, Ergenekon kararının “kadük” olduğunu belirterek, HSYK’ya başvurdu. Gerçekten karar kadük müdür, değil midir, buna kim karar verecek, kadük sayılır veya sayılmazsa ne olacak?
Bu soruları HSYK yetkililerine sorduk. İşte cevapları:
-Daha önce başka mahkemelerin hakimleri de gerekçeli kararı yazmadan tayin oldu. Kararlarının “kadük” sayılması gerektiği gibi bir tartışma gündeme gelmedi. Giden hakimler, kararı yeni görev yerlerinde tamamladı. Şayet Ergenekon hakimleri de gerekçeli kararı tamamlamadıysa, gittikleri yerde yazmaya devam ederler.
-Bu tür ihtilaflara HSYK değil, usule ilişkin olduğundan Yargıtay bakar.
-Şayet Yargıtay, “Evet kadük sayılır” derse, dava bozulur, yargılama sıfırdan başlar. “Hayır” derse, temyiz incelemesini başlatır.
Hatırlanacağı gibi, Ergenekon hakimleri gerekçeli kararı tamamlamak için HSYK’dan ek süre istemiş, ancak HSYK reddetmişti. Bu red kararına ilişkin bir kulis bilgisi de aktaralım. Geçtiğimiz Perşembe günü yapılan toplantıda üyelerden 6’sı ek süre verilmesine karşı çıkarken, 1 üye, “Ek süre verelim” dedi.
Müyesser Yıldız
Odatv.com


http://odatv.com/n.php?n=ergenekon-k...du--2603141200
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-04-2014, 04:02 PM   #289
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Erdoğan'ın çocuklarına karşı bizim çocuklarımız

30 Mart ye*rel se*çim de*ğer*len*dir*me*le*ri “kay*bet*ti*k” ve “za*fer ka*zan*dı*k” gi*bi ha*ta*lı
iki so*nuç ara*sı*na sı*kış*tı*rıl*dı.
“O*ku*ma*” ya*pıl*ma*dı*ğı*nı gö*rü*yo*rum. Ör*ne*ğin…
“Oy ve Öte*si Plat*for*mu*” sa*de*ce İs*tan*bu*l’*da 130 bin ki*şi top*la*dı.
Kim bu ço*cuk*lar:
Ge*zi di*re*niş*çi*le*ri!..
Ha*ni bun*lar “ya*kıp yık*ma*yı bi*lir*di!” Öy*le di*yor*du Baş*ba*kan Er*do*ğan!
Oy*sa Ge*zi di*re*niş*çi*le*ri ne*yi is*pat*la*dı:
De*mok*ra*si*den ya*na*lar…
San*dık*tan ya*na*lar…
Te*miz-ah*lak*lı bir se*çim*den ya*na*lar…
Oy’*un na*mu*sun*dan ya*na*lar…
Ne ol*du; Er*do*ğan uta*na*cak mı?
Hiç san*mam!..
Onun ço*cuk*la*rı*nı ta*nı*yo*ruz.
Bir de bi*zim yi*ğit-na*mus*lu ev*lat*la*rı*mız var; her fır*sat*ta yaz*mak is*ti*yo*rum on*la*rı…
Adı Gök*nur ÇE*RALP.
Gö*nül*lü san*dık gö*rev*li*si.
“Mü*şa*hit ola*rak ka*tıl*dı*ğım bu se*çim*ler*de gör*düm ki; ya*şa*dık*la*rı*mız ma*ale*sef ger*çek. Ko*nuş*tuk*la*rı*mız ger*çek, su*iis*ti*mal*ler ve yoz*laş*ma ger*çek…
Fa*kat… Yad*sı*nan o ‘di*re*ni*ş’ de ger*çek…
Kim*se ken*di*si*ni kan*dır*ma*sın, kö*tü*lük sa*çan herrr şey, her*kes ge*çe*cek.
Çün*kü de*di*ği*niz gi*bi ‘en*se*yi ka*rat*mak yok.’
Ben bu se*çim*den son*ra hiçççç ol*ma*dı*ğım ka*dar hırs*lan*dım!
Kur*tu*luş Sa*va*şı ga*zi*si bir de*de*nin to*ru*nu ol*mak*la, onun ru*hu*nu ya*şa*tı*yor ol*mak*la
gu*rur du*yu*yo*rum.
Ar*tık za*man, aya*ğa kal*kıp işe gi*riş*me za*ma*nı…”
SEÇİMİN GALİBİ BENİM
Adı Özlem ŞEHİRLİ.
Gönüllü sandık görevlisi.
“36 yaşındayım, bu zamana kadar 5-6 kere oy kullanmışımdır.
Ama hiç ‘oyuna sahip çıkmak’ nedir, nasıl olur düşünmemiştim.
Bu sefer harekete geçebileceğimi öğrendim Oy ve Ötesi sayesinde.
Dudullu taraflarında bir yer seçtim kendime.
Erenköy‘de evimin dibinde, ‘bildiğimin içinde olmak istemedim. ‘Yadırgananı, ‘korkulanı görmek istedim!
Konforumu bozup kendimi sınamak istedim; ne kadar sabırlıyım, ne kadar önyargılıyım, neyin farkındayım, neyin değilim.
Savaşa gider gibi gitmedim göreve… Sükunet içinde gittim…
Bağımsız aday müşahidi olarak girdim odaya ama iş görmeye başlayınca sandık kuruluna kaydım.
Bizim sandıkta kullanılan 300 oydan 236 AKP çıktı. Sekiz AKP taraftarının önünde açıp saydık oyları. Bir değil, sekiz kişilerdi. Sadece gençlik kollarından üç kişi vardı. Kavgaya dövüşe gelmemişlerdi, sadece takip ettiler. Benim o güne kadar yapmadığımı yapıyorlardı. Onlar için farklı bir durum yoktu, çünkü hep orada bulunmuşlardı…
Ama artık ‘gün döndü’…
Çünkü ben de oradaydım…
Bundan sonra da olacağım.
Gözüm açık, zihnim aydınlık, yüreğim barışık…
İşte bu yüzden… Bu seçimin galibi benim…”
Adı Şebnem MIK
Gönüllü sandık görevlisi
“Erenköy’ün nezih bir semtinde görevliydim.
Sadece Oy ve Ötesi‘nden aldığım bilgiler, okuduğum dokümanlar, biraz da iş hayatımın verdiği tecrübelerden -övünmek gibi olmasın- sandığın tüm işini ben yaptım.
Ne oluyorsa o sandıkta oluyor. Seçimlerde hile o odada oluyor; o odada hangi parti güçlü bilgili, ve sandık başkanı hangi partiye yakınsa -ne yemin ederlerse etsin- o odadan istediğini çıkarır.
Evet, gözleyenler var; ama ne gözlendiklerini bilmiyorlar. CHP kalesi olan Kadıköy’de bile ne gözlendiğini bilen sadece AKP’liler…
Bu iş ‘laik Türk kadınıyım’ deyip başörtülü oy kullananlara kınayarak bakan bilmiş teyzelerle olmaz.
Evet ben de Atatürkçüyüm, bak sandığa gittim, iş yaptım.
Gerçekten hakkını korumak, gerçekten işini bilmek bilgi ile olur, önyargı ile değil… Hele öfke ile hiç değil…
Sadece konuşmanın bir şey olmadığını anladım. Madem vicdanım var ve vicdanın kazanmasını istiyorum; vicdansızlığa, haksızlığa karşı, taşın altına elimi koyarak bir vatandaş olarak yürüyeceğim…”
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ



Odatv.com



http://www.odatv.com/n.php?n=erdogan...miz-0304141200
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-04-2014, 09:13 PM   #290
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Atatürk’ün Fabrikaları / Sinan MEYDAN



ATATÜRK’ÜN FABRİKALARI -1-
1923-1944 arasında kurulan fabrikaların öyküsü


Osmanlı Devleti, 16. yüzyıldan itibaren bilimsel ve kültürel bakımdan bir hayli geri kalmış, Batı’nın yaptığı gibi bilgi üretip bu bilgi ile teknolojik gelişimini sağlayamamış; makine yapıp, fabrika kuramamıştır.

Fabrika kurmak istediğinde makineleri ve o makineleri kullanacak teknik elemanları dışarıdan getirmiştir. Ancak teknik elemanlar ülkelerine döndüklerinde makineler de susmuştur. Sanayi Devrimi’yle makineli üretime (markentalizm) geçen Avrupa, ekonomik olarak her geçen gün biraz daha gelişirken Osmanlı Devleti elle üretime (manifaktur) devam ettiği için her geçen gün ekonomik olarak biraz daha zayıflamıştır. Çünkü makine kol gücünü yenmiş, elle üretilen Osmanlı malları makine ile üretilen Avrupa mallarıyla rekabet edemez hale gelmiştir.

Tarım devrimini yapamayan Osmanlı doğal olarak Sanayi devrimini de yapamamıştır. Öyle ki Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kalan sadece dört önemli fabrika vardır: Hereke İpek Dokuma, Feshane Yün İplik, Bakırköy Bez ve Beykoz Deri fabrikası...

Şevket Süreyya Aydemir’in ifadeleriyle: “Türkiye’de o sırada fabrika denebilecek ve çoğu da yıpranmışlıktan veya sahipsizlikten faaliyetini durdurmuş ancak 10-15 müessese vardı... Daha doğrusu Cumhuriyet kurulduğu zaman adına Batı manasıyla fabrika denebilecek müesseseler yoktu. Adlarına pek de fabrika denilemeyecek olmakla beraber İstanbul ve İzmir bölgesinde yalnız 6 yünlü mensucat müessesesi vardı.”

1915 istatistiklerine göre Osmanlı Devleti’nde 10 işçiden fazla işçi çalıştıran 282 işyeri vardır ve bunların 165-170 kadarı İstanbul ve çevresinde, 60 kadarı İzmir’de, geri kalanı Bursa, Manisa, İzmit ve Adana’dadır. Bu nedenle Kurtuluş Savaşına katkıları söz konusu değildir. Bu 282 sanayi kuruluşundan %85’i yabancıların, %15’i Türklerin elindedir.

1923 yılında Bursa’da sadece 832 ipek işçisi vardır. 1923’te ülkenin 50.000 ton olan şeker ihtiyacının tamamı dışarıdan karşılanmaktadır. Yılda 4 milyon kilo deri ithal edilmektedir. 1923’te Türkiye’de sadece 7000 iğlik harap durumda pamuk işletmesi vardır. Sanayi işletmelerinin sadece %4,32’sinde motor kullanılmaktadır.

Sanayi istatistiklerine göre 1923 yılına kadar açılmış olan ülke genelindeki irili ufaklı bütün fabrikaların sayısı 386 iken, 1923-1933 arasında açılan ülke genelindeki irili ufaklı bütün fabrikaların sayısı 1087’dir. I. Sanayi Planı’nın yürürlüğe girdiği 1934-1938 arasında açılan fabrikalarla ülke genelindeki fabrika sayısı 2000’i geçmiştir. 1927 yılı genel istatistiklerine göre Türkiye’de 65.245 büyük küçük, motorlu motorsuz sanayi kurumu vardır.

1927 yılında 17 milyon değerinde olan mili sanayi imalatının toplamı 1933’te 120 milyon liralık artışla 137 milyona çıkmıştır. Bu yükseliş, 1933-1938 arasında da artarak devam etmiştir. 1913’te Osmanlı Devleti sınırları içindeki toplam sanayi işçisi sayısı 16.975’tir. Kurtuluş Savaşı sırasında 1921’de Anadolu’da yapılan sanayi sayımı sırasında bütün esnaf dükkânları da dâhil 33.085 kuruluşta 76.216 işçi sayılmıştır. Beher işletmeye 2-3 işçi düşmektedir. 1927’de Türkiye Cumhuriyeti’ndeki işçi sayısı büyük bir artışla 256.855’e yükselmiştir.

Atatürk’ün fabrikalarına geçmeden önce Atatürk’ün fabrikalara verdiği önemden biraz daha söz edelim... Atatürk, Türkiye’nin dört bir yanına fabrikalar yapılmasını istemiştir. Örneğin, Bursa’da kurulan bir dokuma şirketinin yaptıracağı fabrikanın temel atma töreninde 1 Ekim 1925 tarihinde yaptığı konuşmada Bursa’da fabrikaların çoğalmasını, hiç olmazsa türbelerin sayısına ulaşmasını temenni etmiştir:

“Bursa’da bir dokumacılık şirketi kurulduğunu memnunlukla öğrenmiştim. Bugün bu şirkete ait fabrikanın kararını uygulamaya koyması töreninde bulunmak fırsatını sevinçle karşıladım. Bursa başlı başına bir sanat memleketi olmaya pek kabiliyetlidir. Onun için çok temenni ederim, Bursa’da her şeye ait fabrikalar çoğalsın, hiç olmazsa türbelerin sayısına ulaşsın. Bilindiği gibi bireysel girişimlerin başarılı olması, zor şartlara katlanılması meselesidir. Büyük işler, önemli girişimcilerimizin çalışmalarıyla sağlanabilir. Sayın Bursalıların ufak, büyük sermayeleri bir araya getirerek bu güzel memleketin verimlerinden olabildiğince yararlanacağı hakkındaki kanaatim çok kuvvetlidir.”

Atatürk’ün fabrikalara büyük önem vermesinin temel nedeni aslında sanayiye, özellikle de ağır sanayiye önem vermesidir. Şu sözler Atatürk’e aittir:

“Endüstrileşmek, en büyük millî davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük, küçük her çeşit sanayi kuracağız ve işleteceğiz..” “Sanayi fabrikalarına ve maden sanayine yönelmiş genel ilgi teşebbüsü sağlayacak çare ve tedbirleri bulmak değişmez ve hayati ihtiyaçlarımızdandır.”

“Sanayideki teşebbüsler, teşvik edecek ve cesaret verecek mahiyettedir. Fakat memleketin ağır sanayisinin kurulması bitmedikçe her nokta-i nazardan yürek istirahatı duymamıza imkân yoktur. Bu sebeple memleketin sanayi teçhizatını tamamlamak için büyük gayret ve dikkatinizi çekmeyi yerinde buluyorum.”

“Ülkenin en belli eksikliğini giderecek olan bu fabrikaları çok geçmeden kurup işletmek hükümetimizin en önde göreceği işlerden olacaktır.”

“Memlekette sanayiye rağbet artmaktadır. Sanayi ve Maden Bankası’nın kudretini artırdığımız takdirde sanayi erbabı daha ziyade himaye görecektir.”


8 Ocak 1934’te Ekonomi Bakanı Celal Bayar, bütün gazetecilerin temsilcilerini kabul ederek bir basın toplantısı yapmıştır. Ülkenin sadece bir tarım ülkesi olarak kalamayacağını, mutlaka sanayileşmesi gerektiğini belirterek Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın ilkelerini özetlemiştir: Kurulacak fabrikaları ve işletmeleri, işletilecek madenleri, çalıştırılacak işçilerin sayısını ve bütün bu yatırımların kaça mal olacağını açıklamıştır. Ayrıca yeri belirlenmiş fabrikaların adlarını vermiştir. Buna göre en büyük fabrika Kayseri’de kurulacaktı. Sanayileşme için gerekli mühendis ve teknisyenler yurt dışında yetiştirilecekti. O güne kadar yurt dışına gönderilenlere o gün 50 öğrenci daha eklenmiştir.

Image resized to : 60 % of its original size [ 820 x 491 ]


Image resized to : 60 % of its original size [ 820 x 502 ]


Image resized to : 60 % of its original size [ 820 x 428 ]


Image resized to : 60 % of its original size [ 820 x 496 ]


Image resized to : 60 % of its original size [ 820 x 409 ]


Gelecek ay: Cumhuriyet döneminde kurulan başlıca fabrikalar

Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Begendiğiniz köşe yazıları.

Şu an bu konuyu KIBRIS FORUM içerisinde toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

KIBRIS Forumda şu an Sistem size Begendiğiniz köşe yazıları. konusunu gösteriyor.Bu konu forum içerisinde 19888 kez görüntülenmiş. Begendiğiniz köşe yazıları. Bu konu hakkında google araması yapmak istiyorsanız Begendiğiniz köşe yazıları. tıklayınız
Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim





Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
Kibris 1974 yabancı dizi izle
KIBRIS , Konu Dışı Begendiğiniz köşe yazıları.