Bu Siteden Her Türlü Alıntı Yapmak Serbesttir. Sitenin Tüm Hakları "KIBRIS TÜRK MİLLETİNE" Aittir. www.kibris1974.com'un Varlığı Türk Varlığına Armağan Olsun

Sitemizde Reklam Alanlarını Kullanabilmek İçin Mehmetçik Vâkıfına Veya Mücahitler Ve Şehit Aileleri Derneğine Yatırmış Olduğunuz Bağış Makbuzunu [email protected] Adresine İletmeniz Yeterlidir...

Geri git   KIBRIS1974 FORUM " Kibris TÜRK tarihi araştırmaları , Gündem haberleri, KIBRIS da kim kimdir ne nedir , kibris videolari resimleri dökümanları indir" > Genel Kültür > Konu Dışı
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Begendiğiniz köşe yazıları.
Cevaplar
298
Sonraki Konu
sonraki Konu
Begendiğiniz köşe yazıları. Konusunu Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
19888
Önceki Konu
önceki Konu

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 02-11-2013, 06:47 AM   #191
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Sevgilimiz Cumhuriyet yollarımızı gözlüyor

Bu savaş, Cumhuriyetin ölüm dirim savaşıdır, hazır mısınız?

28 Ekim 2013 Pazartesi 12:02

Sevgilinizi eşkiya dağa kaldırdı.
Sevgilinizi elinizden aldılar.
Sevgiliniz, Cumhuriyet’tir.
O’nu kurtaracak mısınız?
Cumhuriyeti cumhur kurtarır


Meclis’te parmaklar Cumhuriyeti yıkmak için kalkıyor. Adına demokrasi deniyor.
Adet yerini bulsun, savcılığa suç duyurusunda bulunun, Cumhuriyeti kurtaramazsınız. Cumhuriyet savcılığı Ramazanda Şabanda ve Recepte kapalıdır.
TSK Genel Müdürlüğü, Cumhuriyeti yıkan “gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içindeki iktidar sahiplerin” emrindedir, topuk selamı veriyor.
AİHM’ye başvurun isterseniz, orada yargıçlar, küresellerin yargıçlarıdır.
Cumhuriyet artık devletin değil, cumhurundur.
Cumhuriyeti cumhur kurtaracaktır.
Ve cumhur ayağa kalkmıştır. Haziran Ayaklanması, daha başlangıçtır.
Cumhuriyet dalga dalga geliyor. Çünkü nedeni var, kaynağı var. Padişahlığın devri geçmiştir. Ortaçağın son çırpınışlarıdır.
Atlantik imparatorluğu Batıdaki tepelerin ardında batmaktadır. Asya’dan Cumhuriyet güneşi yükseliyor.
Cumhuriyeti devrimle kurduk


Saltanatı devrimle yıktık.
Emperyalist ağalarını savaşla yendik. Padişahlarını biz devirdik.
Cumhuriyet savaşı bitmemiştir. İki yüzyılın savaşıdır bu.
Cumhuriyeti yıkanları yıkarız, yasadır bu. Devrimin kanunları, bütün fermanların üstündedir.
Türk milletini öğrenecekler


Bu milletin adını silmeye kalkmışlardır. İntihar ediyorlar, hükümlerini keseriz.
Halkı Ortaçağ karanlıklarında boğmaya kalktılar. Alınlarında yazıyor: Kendi karanlıklarında boğulacaklar.
Kadınlarımızı cariye, erkeklerimizi köle yapmaya tam teşebbüs halindeler. Savaşımız hürriyet içindir. Zafer, en sonunda özgürlüğündür.
Türkiye’yi mağaralara sokamazlar, Türk milletini zincire vuramazlar. Büyük bir millete savaş ilan ettiler. Hükümleri boyunlarındadır.
Bu savaş, Cumhuriyetin ölüm dirim savaşıdır, hazır mısınız?
Süslüman padişahının tacını da tahtını da yine deviririz. Kesinlikle devireceğiz. Yeminliyiz.
Varoğlu var


Kutlayacağımız bir cumhuriyet yok. Yeniden kazanacağımız bir cumhuriyet var.
Atatürk var.
En büyük kaynak, iki yüzyıllık devrimciliğimiz var.
Sodra dağına çıkan işçi sınıfı var.
Kamu emekçileri var.
Cumhuriyetin yıkılan çarşılarındaki esnaf var.
Kenarlara sürülen millî sanayici ve tüccar var.
Namık Kemal-Nâzım Hikmet kuşağı aydınlar ve sanatçılar var.
Atatürk gençliği görev başında, o her zaman var.
Bu milletin ölüm nedir tanımaz fedaileri var.
İşçi Partimiz var. Cumhuriyetin halk örgütleri var.
Hepimiz Mustafa Kemal’in askeriyiz!
Gücümüz büyük ve yenilmez.
Yarın cumhuriyet alanlarına, İstiklâl yollarına!


Yarın görev, Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda,
İstanbul’da İstiklâl Caddesinde,
İzmir’de Gündoğdu Meydanı’ndadır.
Yarın yurdun her köşesinde Cumhuriyet alanlarında, İstiklâl yollarında Cumhuriyet görevindeyiz.
Sevgilimiz Cumhuriyet, kollarını açmış zaferimizi gözlüyor.


Doğu Perinçek
Aydınlık/Rota

http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem...or-h17026.html
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-11-2013, 10:40 AM   #192
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

“Nefret suçu” derken



Bana musallat olan “Nefret Söylemcileri”ni yazmıştım. Savcılığa şikâyet etmişlerdi. 10’a yakın şikâyetçi... İmzaları görseniz, şaşırır, “Bu isimlerin alâkası nedir?” dersiniz. (Hepsini ileride kitapta anlatacağım.) Savcılık tabiî takipsizlik kararı verdi ve mütalaasıyla
“Nefretçiler”in yüzlerine okkalı bir şaplak indirdi. Ama “Nefretçiler”, bütün içtihatlar, AİHM kararları ortada olduğu hâlde, beni mahkûm ettirmeye kararlıydılar. Bu defa mahkemeye verdiler. Diğer şikâyetçiler çekilmiş, üçü kalmıştı. Hâlbuki, yazılarım açık... Zihniyete karşı mücadele yürütüyorum; “Şahsiyat” yapmam!
Daha kanun çıkmadan, birileri “Nefret Söylemcileri” diye ortaya çıkıyor ve fikrini beğenmediklerini hemen yaftalıyorlar. Benimle çekişmelerinden sonra ne oldu bilmiyorum; suçlamalarını durdurdular mı? Çünkü aleni suç işliyorlar. Savcılarımız ise, Şerlerinden çekindiklerinden olacak, “Siz insanları nasıl karalarsınız. Yaptığınız suçtur; gelin bakayım buraya...” demiyor. (Bu zevat Avrupa ülkelerinden maddî destek aldıklarını da açık açık yazmıştı.)
Başbakan Recep T. Erdoğan kendisince bir “demokratikleşme paketi” açıkladı. Ağırlık PKK’nın talepleriydi. Sırf PKK taleplerini karşılamış görünmemek için araya başka maddeler de koydu.
Biri de “nefret saikıyla işlenmiş suçlar”a verilecek cezalardı... “Nefret suçu” âfâkî ve izafî bir kavramdır. İstediğiniz kişiyi “Nefret ediyor.” diye suçlar ve cazgırsanız kolayca mahkûm ettirebilirsiniz.
Sözünüz arasında bir izah için “Ermeni” kelimesi geçse, Taşnakçılar; boş bulunup Abdullah Öcalan için “câni, katil” sıfatlarını kullansanız PKK’cılar sizi mahkemeye verir ve çok kolay hapse attırır. Hele çıkıp “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım!” diye sıfatlar sıralasanız, Türk düşmanı biri, “Ne yani, ben doğru değil miyim, çalışkan değil miyim! Benden nefret ediyorsun!” dese, yandı gülüm keten helva!
“Türk”ü savunmak da, “Müslümanlığı” savunmak da suç hâline gelecektir. AKP yönetimi, sırf “Türk’üm.” denmemesi için bu “Nefret Saikıyla İşlenmiş Suçlar Kanunu” çıkarmak istiyordur ama, “Müslümanlık” da pek alâ bu kanun muhtevası içine sokulabilir. Örneğini Prof. Dr. Nurullah Çetin veriyor ve “Kur’ân-ı Kerîm nefret suçu mu işliyor?” diye soruyor:
“Nefret suçları kanunu diye garip bir kanun çıkarsa bunun amacı, tamamen Müslümanın Müslümanlığını, Türk’ün Türklüğünü ifade etmesini ve dinî ve millî değerlerini savunmasını engellemektir. Müslüman Türk’ün kendini ifade etmesi ve eleştirme hakkını kullanması yok edilmek isteniyor. Çünkü bu kanunun alt yapısını hazırlayanlar ve hükûmete dayatan çevreler, Türklükle ve Müslümanlıkla derdi olan çevrelerdir. Eğer hükûmet, bu kanunu çıkarırsa kendi ayağına kurşun sıkmış olacaktır. Zira kanun, Türkiye’de Müslüman Türk varlığını ve zihniyetini ortadan kaldırmaya matuftur.
Açıkça söylüyorum, bu kanun Kur’ân-ı Kerîm’i bile yasaklamaya dönük olarak işletilebilecek bir kanun olma potansiyeli taşıyabilecektir. Nitekim Batı’da Kur’ân-ı Kerîm, bir ’nefret objesi’olarak görülmektedir.
AKP yönetimi kime yaranmak istiyor?

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr...hp?haber=28575
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-11-2013, 10:41 AM   #193
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Usta sanatçı bu kez de onlar için söyleyecek


KAYNAK YAYINLARI'NDAN İNDİRİMLİ KİTAP SETLERİ TIKLAYIN!
Usta sanatçı bu kez de onlar için söyleyecek


3



02.11.2013 01:10
Karakter boyutu :

Usta tenor Aykut Yılmaz'ın otistik çocuklar ve Darülaceze yararına vereceği 'Atam'a şarkılar' başlıklı konseri, 4 Kasım'da Kadıköy Belediyesi Kozyatağı Kültür Merkezi Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesinde gerçekleştirilecek. Ücretsiz olacak konser, saat 20'de başlayacak.
KONSERİN ONUR KONUKLARI OTİSTİK VE ENGELLİLER
"12 Ay 12 Konser Sosyal Sorumluluk Projesi" kapsamında her ay bir konser veren tenor Aykut Yılmaz, 4 Kasım'da vereceği konserde otistik çocuklar yararına kurulan Tomurcuk Vakfı, Maltepe Belediyesi Bahadır Erdoğdu Engelli Rehabilitasyon Merkezi, Kayışdağı Darülaceze ve Beşiktaş Engelliler Basketbol Takımı üyelerini ağırlıyor. Kadıköy Belediyesi Kozyatağı Kültür Merkezi Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesinde gerçekleştirilecek olan "Atam'a Şarkılar" başlığını taşıyan ücretsiz konser, saat 20:00'da başlayacak.

ANONİM TÜRKÜLER VE MARŞLARLA ATA'YI ANACAKLAR
Atatürk'ün sevdiği şarkıları da içeren konser seçkisinde, Aykut Yılmaz'ın yanısıra Mazlum Çimen, Galib Memedov, Muallim İsmail Hakkı Bey, Lucio Dalla, Yalçın Tura, Tofig Guliyev, Necip Celal Andel, Phobeus Tassopoulos ve Cemal Reşit Rey gibi ustaların eserleri seslendirilecek. Konserde ayrıca anonim türküler ve marşlar da dinleyiciyle buluşacak.
Yusuf Yavuz

Odatv.com


http://www.odatv.com/n.php?n=usta-sa...cek-0211131200
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-11-2013, 10:43 AM   #194
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Bu yıkıma onlar da isyan etti

Kırklareli'nin Pınarhisar ilçesine bağlı Yenice beldesinde, Türkiye'nin en verimli tarım topraklarının kalbinde açılmak istenen taş ocağı için yapılan bilirkişi incelemesinde inekler bile bölgede yaşanan yıkımlara isyan etti. İstanbul Üniversitesi'nden gelen bilirkişi heyetini taş ocağı mahalinde karşılayan inek, heyete karşı uzun uzun mööleyerek yaşam alanlarının yağmalanmasına tepki gösterdi.
İşte ineklerin bile tepkisini çeken yıkımların yaşandığı 2013 Türkiye'sinden bir keşif hikayesi...

'İNEKLERİ BİZ ANLADIK, UMARIM GELENLER DE ANLAR'
Kırklareli'nin Pınarhisar ilçesine bağlı Yenice beldesinde açılmak istenen yeni bir taş ocağı için bugün yapılan bilirkişi incelemesi çarpıcı manzaralara sahne oldu. İstanbul Üniversitesi'nden gelen bilirkişi heyeti taş ocağı açılmak istenen bölgeye geldiği sırada orada bulunan bir inek, yönünü heyete dönerek uzun uzun mööleyerek adeta bölgedeki yıkımlara karşı isyanını dile getirdi. Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (DAYKO) Kırklareli Temsilcisi Göksal Çidem, bilirkişi heyetine mööleyen ineğin her şeyi açıkça anlattığının altını çizerek, "biz anladık, umarım gelenler de anlamıştır" dedi.

Güvenlik önlemleri arasında yapılan bilirkişi incelemesine çok sayıda Yeniceli ve sivil toplum örgütü temsilcisi de katılırken, bilirkişi heyetinin hazırlayacağı rapor Bölge İdare Mahkemesi'ne sunulacak.
'YENİCE'NİN TARIM VE HAYVANCILIKTAN BAŞKA GELİRİ YOK'
İncelemenin ardından taş ocağı açılmak istenen yer hakkında bilgi veren DAYKO Temsilcisi Göksal Çidem, Yenice'nin Istranca ormanlarının girişinde bulunan, tarım ve hayvancılıktan başka geliri olmayan bir belde olduğunun altını çizerek, beldenin ormanları ve su kaynaklarının göz önüne alınarak yapılan planlama çalışmalarında alanın sağlık ve doğa turizmine ayrıldığını belirtti.

EN İYİ SU KAYNAKLARINA SAHİPLER AMA SUYU PET ŞİŞEDEN İÇİYORLAR
Yenice'de sağlıklı yaşam için ne gerekiyorsa mevcut olduğuna değinen Çidem, "hava, su, toprak, doğal sebze ve meyve , çayırlarda otlayan büyük ve küçük baş hayvanlar. Sağlıklı bir ortamı burada bozacak tek şey ise taş veya maden ocağı açmak. Köyün üstüne geçmiş yıllarda bir tane açılmış. Köylünün ifadesine göre, yukarıda ki ocakta patlatma yapıldıktan sonra sular bulanık akıyor. İçilemiyor. Istrancaların en güzel ve kaynaklarının bulunduğu yerde bundan dolayı pet şişeden içiyorlar. Bu da yetmezmiş gibi şimdi de köyün altında faaliyet göstermek isteyen bir taş ocağı var. Bu alan, çevre düzeni planında tarımsal niteliği korunacak alanların arasında yer alıyor" diye konuştu.

BURADA TAŞ OCAĞINA İZİN VERMEK TAM BİR AKIL TUTULMASI
Bölgenin doğal yapısını bozarak, su kaynakları yok eden ocakların faaliyetine izin verilmesinin tam bir akıl tutulması olduğunu savunan Çidem, şöyle konuştu: "keşif yapılan tras ocağı alanında kaynak suyu var. Etrafında çeşmeler var. Buraya izin ve onay verenler, bunu nasıl görmez? Nasıl izin verir? Yenice bunu soruyor. 'Burası, hayvanlarımızın otladığı ve su içtiği yer. Tek geçim kaynağımız bu. Burası yok olursa biz ne yaparız?' diye soruyor. Orada yaşayan canlıların, insanların, yaşam alanlarını yok etmeye kimsenin hakkı yok. Bizler DAYKO olarak yetkililere sesleniyoruz. Telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkmadan yapılan yanlıştan dönün. Yanlış kararlar gelecekte sizin çocuklarınızı da etkileyecek."

Yusuf Yavuz

Odatv.com


http://www.odatv.com/n.php?n=bu-yiki...tti-0111131200
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-11-2013, 06:42 PM   #195
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Teyzem, Annem ve Hafize Özal'ın eylemleri

Meclis’te bir Ortaçağ ittifakı oluşmuştur. AKP , PKK, MHP ve CHP, Meclis’e sokulan fitneyi hep birlikte alkışlarla karşılamışlardır.

03 Kasım 2013 Pazar 13:10



CHP Meclise sokulan fitnenin
ayaklarına kapandı

Meclis’e fitne girmiştir, nifak girmiştir. Türban, o fitnenin yalnızca örtüsüdür.

CHP milletvekilleri Muharrem İnce’nin ve Şafak Pavey’in konuşmalarını utançla izledim. Ama asıl sorumlu Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin başındaki Sorosçu yönetimdir.

CHP , Meclis’e fitnenin girişini, “Benim bacım da 13 yaşından beri örtülüdür” diye karşılıyor.

CHP’nin diğer sözcüsü, fırsat bu fırsat, kadın polislerin de türban takmasına bir itirazları olmadığını ilan ediyor. Polis copunu öpmenin formülü böyle dile getiriliyor.

CHP , zavallı durumundadır. Ortaçağ fitnesinin ayaklarına kapanmıştır.
Hiçbir mevzide iki dakika duramıyor. Cumhuriyetin her mevzisi, CHP için bir teslimiyet makamıdır.

CHP , hiçbir sözünün arkasında değildir. Cumhuriyet yıkıcılığının her
saldırısına hiçbir direnç göstermeden bozgunla cevap veriyor.

1935 yılında Malatya çarşısındayız

Türkiye nerden nereye gelmiştir.
1935 yılı Malatya’sındayız.
Üç genç öğretmen Malatya çarşısında başları açık, başları dik, gözleri ilerde yürüyorlar. Bütün çarşı esnafı onlara büyük saygı duyuyor.

Bu eylemi, o genç öğretmenlerden, teyzem Dahiye Tüfekçi (Olcaytu), bir TRT programında Jülide Gülizar’a coşkuyla anlatmıştı. Çarşıda başı açık, göğsü güven ve gururla dolu yürüyen genç Cumhuriyet öğretmenlerinden ikincisi Hafize Özal’dır. Evet, Turgut Özal’ın annesi! O tarihte Olcaytu ailesiyle aynı avluda oturuyorlar. Özal ailesi, o zaman Cumhuriyetçidir. Çocukların adları kutsal kitaptan değil, Cumhuriyetin isim sözlüğünden: Turgut, Korkut, Bozkurt! Yusuf ise 1945 sonrasını temsil ediyor.

Üçüncü genç kız henüz 17-18 yaşındadır. Annem Lebibe Perinçek, o
zaman soyadı Olcaytu.

Eylem kararı

Cumhuriyetin okuma-yazma seferberliği var, ortaokulu bitirenler
bile öğretmen yapılmış.

Üç Cumhuriyet öğretmeni aralarında karar veriyorlar. Artık okula başları açık gidecekler. Özellikle çarşının içinden geçecekler. Başlarını kesinlikle öne eğmeyecekler. Gözlerini kesinlikle kaçırmayacaklar. Önlerine değil, ileriye bakacaklar. Bunlar konuşuluyor ve uygulanıyor.

Bu daha başlangıçtır. Üç genç öğretmen, Malatya’nın sevgisini ve saygısını kazanıyorlar. Herkes, Cumhuriyetin bu başı dik öğretmenlerini kutluyor.

Dayım Orhan Olcaytu 96 yaşına bastı. Dört yıl sonra 100 yaşında olacak! Hâlâ dimdik, her gün yürüyor, kafası saat gibi çalışıyor. Ondan ablalarının ve Hafize Hanımın o eylemlerini anlatmasını diliyorum.

Düğmelere esir olan tarikat bilinci

tarikat bilinci Hikâyenin devamı var. Özal Çankaya’da iken teyzem TRT ekranından anlattı, milyonlar izledi ve kayıtları arşivdedir.

Dahiye Tüfekçi ve Hafize Özal, 60 yıl sonra İstanbul Küçükyalı’da buluşuyorlar.

Hafize Özal Hanım, Malatya’da aynı avluda oturdukları arkadaşına soruyor:
“Dahiye, bu bluzundaki düğmeler ne?”
Dahiye, bir an şaşırıyor, “düğme işte” diyor.
Hafize Hanımın uyarısı,
Cumhuriyetin yıkımında kadının ne hallere düşürüldüğünün çarpıcı bir özetidir:
“Erkekler o düğmeleri görünce çözmeyi düşünür, bak ben düğme kullanmıyorum.”

1930’ların Malatya’sından 1990’ların İstanbul’una gelinmiştir. Malatya çarşısından başını açarak gururla ve güvenle geçen Cumhuriyet kadını, artık düğmesinin esiridir. Beyni, cinselliğe hapsedilmiştir. 1930’ların o kişilikli kadını, artık 80 yaşlarında bile kendisini cinsel bir nesne olarak görmektedir. Tarikat mensubudur artık. Ve örtünmüştür. Bedeni, artık
kendisinin değildir. Düğmeler, onun cinselliğine uzanan anahtarlardır. Tarikat, ona bu nedenle zinhar düğmeli elbise giymemesini öğretmiştir.

Karanlıkçı kültüre saygımız yok

Çok açık söylüyoruz: Kadını mal olarak gören, kadında cinsellikten başka hiçbir değer görmeyen bu aşağılayıcı kültüre hiçbir saygımız yok. Kültürün altını çiziyorum! İnsana her zaman insan olduğu için saygılıyız.
Kadının bu karanlıklara itilmesini kesinlikle kabul etmiyoruz.
Bu bir özgürlük savaşıdır.

Annelerimizi Cumhuriyete borçluyuz
Bütün kadınlarımıza güveniyoruz. Onların kafeslere kapatılmaya razı olmayacaklarını biliyoruz.
Cumhuriyet, bize başı dik, karakterli anneler ve kız kardeşler kazandırdı.

Annem Malatya, Darende, Balaban (eski adı Gerimteri) köyü Hacıoğullarıailesinden Cumhuriyet öğretmeni İbrahim Olcaytu’nun kızıdır. Annemde Cumhuriyetin kadına verdiği aydınlığı, özgüveni, yaşam sevincini ve sağlam kişiliği tanıdım. Annelerimizi Cumhuriyete borçluyuz.

Babalarımızdan Cumhuriyetin erdemlerini öğrendik
Babam Sadık Perinçek, Erzincan Kemaliye Apçağa köyünden PTT müdürü Cemal Perinçek’in oğludur.

Cumhuriyet, köy kökenli bir genci yargıç olarak yetiştirdi, 16 yıl milletvekilliği yaptı. Üç çocuğu da devrimci oldu. Varını yoğunu onlara verdi.

Babalarımızdan Cumhuriyetin dürüstlüğünü, sadakatini, çalışkanlığını, fedakârlığını öğrendik.

“Aşk iki kişiliktir”
Babam Sivas Lisesinde anneme aşık oluyor.
Sivas Lisesinde onyıllarda söylenen bir söz kalıyor: “Sadık’ın Lebibe’ye aşkı gibi...”
O aşk, Cumhuriyet özgürlüğüyle eriştiğimiz aşktır.

Aşk, arkadaşım Ataol Behramoğlu’nun deyişiyle “iki kişiliktir.” Biz Cumhuriyetten hiçbir şey öğrenmediysek, aşkın iki kişilik olduğunu öğrendik. Cumhuriyet aşkı, özgür insanların aşkıdır; satın alınamayan, başlık parasıyla elde edilemeyen aşktır.

Tek kişilik aşk olmaz, tehlikeyi anlıyor musunuz?


Lebibe Perinçek ve Sadık Perinçek

Şu Cumhuriyet fotoğrafına bakınız, vazgeçmeyeceğimiz aydınlıkları, aşkı, yaşam sevincini, gururu ve namusu göreceksiniz.

Elimizden alınmak istenen değerler, bunlardır!

YARIN: ATİLLA'NIN YEDİNCİ GÖBEKTEN ATASI BEREN/BERENT YOKSA YAHUDİ MİYDİ?
Haçlı irticanın türban fitnesi nedeniyle erteliyoruz. Yalçın Küçük arkadaşım başta olmak üzere duyduk duymayın demeyiniz
Doğu Perinçek
Aydınlık/Rota


http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem...ri-h17280.html
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-11-2013, 06:57 PM   #196
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Türkiye nasıl savunulacak

03 Kasım 2013, 16:37

Mehmet Ali Güller

Erdoğan, türbanın Cumhuriyet yıkıcılığının sembolü olarak Meclis’e girmesini, “Allah’ın emri” olarak açıklıyor.

Kuşkusuz AKP tepe yönetiminde, türbanın Kuran’da yer almadığını, Kuran’ın örtülmesini emrettiği bölgenin kadının saçlarının olmadığını, Kuran’ın kadından sadece “farj” bölgelerini “hımar” ile örtmesini emrettiğini mutlaka bilen vardır.

1 Kasım’da, yani hilafetin kaldırılmasına giden yolun en önemli virajı olan saltanatın kaldırıldığı günde, türbanı Meclis’e sokmayı “Allah’ın emri” saymak, sadece din istismarcılığının zirvesi değil, açıkça Cumhuriyetle hesaplaşmaktır!

Bugün türbanı Meclis’e “Allah’ın emri” diye sokanlar, yarın da “Allah’ın emri değil” diyerek milletin meclisinde kanun çıkarmayacak, “Allah’ın kanunları zaten var” diyecektir.

Yetinmeyecek, yarın da “madem türban Allah’ın emri, hepiniz takacaksınız” diyeceklerdir.

Meseleyi “kıyafet özgürlüğü” sananların bir kısmı, o gün geldiğinde türbanın “inanç özgürlüğü” değil, fakat “inanç baskısı” olduğunu anlayacaklardır!

O gün “yetmez ama evet” diyenler, “özgürlük” budalaları, “sahte demokrasi havarileri, bilcümle liberaller, sosyal demokratlar, sol maskeliler ise yine anlamayacak, hatta başka uçuk teoriler üreteceklerdir.

Sırf onlar uçukluk yapamasın bile diye, o günün gelmesini bugünden önleyecek tedbirler almalıyız. Peki ne?

CUMHURİYET KAN AĞLIYOR, KILIÇDAROĞLU ÇOK MUTLU!

Bakınız, Kemal Kılıçdaroğlu’nun türbanın Meclis’e Cumhuriyet yıkıcılığının sembolü olarak girmesi karşısından “bugün çok mutluyum” demesi, artık tüm Cumhuriyetçilerin daha radikal bir tedbire yönelmesini gerektiriyor.

Dün kısaca özetledik. 2006’da kapanmış bir konu olan türbanı, 2010’da Kemal Kılıçdaroğlu gündeme getirdi. Sadece türbanı değil, tarikatlara ve cemaatlere özgürlüğü, tekke ve zaviyelere yeniden açılma yolunu hep Kılıçdaroğlu ve ekibi açtı.

Ve nihayetinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, türban konusunda AKP’ye yardımcı olduğu için 29 Ekim resepsiyonunda kendisine teşekkür etti!

Kılıçdaroğlu’nun başında bulunduğu CHP’nin Cumhuriyet’i savunamayacağı, tersine Cumhuriyet yıkıcılarına yardımcı olacağı, anlamamak isteyenler için de artık çok nettir. Dün belirttik: Kılıçdaroğlu’nun Yeni CHP’si, AKP’nin silahıyla sürekli Cumhuriyet’e ateş ediyor!

Peki, ne yapılmalı?

ADIM ADIM YAPILACAKLAR

Artık daha net şekilde saptayalım:

1. Tüm Cumhuriyetçi CHP’liler, bu sahneye alet olmaktansa, Atatürk’ün programını uygulamayı hedef edinmiş İşçi Partisi’ne gelmelidir.

2. CHP’nin devrimci, Atatürkçü, ulusalcı, solcu milletvekilleri İşçi Partisi’ne geçmeli ve grup kurmalıdır! İlk geçen kahraman olacaktır!

3. Bu iki doğal ve mecburi akış, emin olun CHP’ye en büyük iyilik olacaktır. Zira İşçi Partisi’ne bu katılım, güçbirliğine burun kıvıran CHP yönetimini bu hayati ihtiyaca mecbur edecektir!

4. Meclis’te grup kurarak tüm Türkiye’de çekim merkezi haline gelecek bir İşçi Partisi, sadece kalan sürede Meclis’i AKP-PKK bölücü ortaklığına dar etmekle kalmayacak, aynı zamanda kritik seçimli 18 ayı de Cumhuriyet lehine değerlendirecektir!

5. Büyümüş ve güçlenmiş bir İşçi Partisi, arkasında Haziran eylemleri bulunan halk hareketini de hükümet olma hedefine yönlendirebilecektir.

6. Ve en sonunda, merkezinde İşçi Partisi’nin bulunduğu devrimci ve Cumhuriyetçi bir milli hükümet kurulabilecektir!

Karar sizin!

Siz gelmeseniz de, biz biraz daha fazla zorlanacağız ama başaracağız! Atatürk’ün Türkiye’sini yıktırmayacağız!

http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem...kale,1712.html
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-11-2013, 10:58 PM   #197
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

AKP'liler birbirini 'tokatladı'

Akıllara durgunluk veren olayın adresi Fethiye. AKP’liler hem birbirlerini hem de piyasayı yaklaşık 14 milyon lira zarara uğrattı. AKP’li başkan sırra kadem bastı. İddiaya göre beraberinde gıda sektöründe faaliyet gösteren AKP’li 10 işadamı da iflasın eşiğinde.
HELAL GIDA’NIN FATURASI 14 MİLYON LİRA
AKP’de son olarak 14 milyon liralık piyasa vurgunu şok etkisi yarattı. Aralarında AKP’li yöneticilerin bulunduğu bir grup gıda sektöründe faaliyet gösteren firmalarını güçlendirmek için kurdukları havuz sistemiyle birbirlerine milyona yakın çekler kesti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Başını İlçe Başkanı Mustafa Ali Türkan’ın çektiği “helal gıda” ittifakı çeklerin ödenmemesi sonucu birbirine girdi. AKP’li işadamları ve yandaşları çıkmaza girdi. Yaşanan patlağın ardından sektörde Muğla genelinde Fethiye ile ticari ilişkiler kesildi. AKP’li yöneticiler ise sırra kadem bastı. İttifak mağdurları ise peşlerine düştü.
"AKP İÇİNDE BİR TANE DÜRÜST ADAM GÖSTERİN"
Helal Gıda ittifakında 750 Bin TL’sini kaptıran isminin açıklanmasını istemeyen AKP’li “Biz bu işe inandık. Hepimiz gıda sektöründe faaliyet gösteren işadamlarıyız. Ancak şimdi perişan olduk. Şirketlerimiz batmak üzere. Bankalarla mücadele edemez hale geldik. Evlerimiz, arazilerimiz bankalar tehdidi altında. Partiyi kullanarak bizi perişan ettiler. Bu saatten sonra AKP içinde bir tane dürüst adam gösterin inanmam artık” diyerek isyan etti.
FİŞLEME SKANDALININ DA MİMARLARI
AKP logolu kahveleri dağıtan ilçe yöneticileri, kadın kollarına üye olan genellikle de iş için sıra bekleyen kadınları kahve dağıtımında görevlendiriyordu. Odatv kahveli açılımda fişleme skandalını haber yapmış, işe girmek için AKP’ye üye olduğunu belirten N.K “artık zoruma gidiyor. İş için söz verdiler ama bizlere kapı kapı kahve dağıttırıp propaganda yaptırıyorlar” diyerek tepki göstermişti. AKP’lilerin başlattığı kahveli açılımda vatandaşlara dağıtılan kahvelerin istatistiği tutuluyor, mahallelerde kurulan stantlarda oturdukları mahalleden kapı numaralarına kadar vatandaşları fişliyorlardı.
Murat Sökdü

Odatv.com


http://www.odatv.com/n.php?n=akplile...adi-0311131200
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-12-2013, 01:56 PM   #198
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Ergenekon sanıkları nasıl etkilenecek

Anayasa Mahkemesi Mustafa Balbay'ın durumu ile ilgili kararını açıkladı.
Karar, "makul süreyi aşan tutukluluk sebebi ile milletin temsil hakkının ihlal edildiği" tespitini içeriyor.
Balbay halihazırda milletvekili olduğuna göre cezaevinde kaldığı her gün, "Anayasa İhlali" de devam ediyor demek.
Bu sebepten kamuoyuna yansıyan kararın bir an önce yerine getirilmesi önem taşıyor.
Yüksek mahkeme, almış olduğu kararın bir suretini İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderecek.
Bu teknik hukuk açısından, "vermiş olduğum kararın gereğini yap" demek. Kısa yoldan söyleyecek olursak "Mustafa Balbay'ı tahliye et" anlamını taşıyor.
Bu konuda açık ve net olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile bağlı olduğunu söylemek gerek.
MAHKEMENİN "DOSYADAN EL ÇEKTİM ŞANSI" YOK
Mahkemenin, "ben hükümle birlikte dosyadan el çektim" deme şansı ise yok.
Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre daha özel bir düzenleme.
Özel bir düzenlemenin varlığı halinde, mahkemenin genel kuralı uygulama seçeneği bulunmuyor.
Yine mahkeme, Anayasa'daki emredici kural gereği Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararlar ile "doğrudan" bağlı.
Bu sebepten Mustafa Balbay'ın özgürlüğüne sayılı günler kaldı diyebiliriz.
Ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, yargılama süreci içindeki keyfi ve hukuka aykırı karar ve uygulamalarını göz önüne aldığımızda ise diğer seçeneği de göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Yani Mustafa Balbay'ın "dondurmayı üfleyerek yiyorum" açıklaması biraz da bu durumdan kaynaklanan kaygılarına işaret ediyor.
Öyle ki mahkeme, "hükümle sonuçlanan bir davada benim bir karar almam mümkün değil" mazeretinin arkasına saklanırsa, bu durumda temyiz incelemesini yapacak olan Yargıtay'a başvurularak Mustafa Balbay'ın tahliyesini talep etmek gerekebilir.
Ama sonuç değişmeyecek.
TUTUKLU MİLLETVEKİLLERİNİN DURUMU NE OLACAK
Mustafa Balbay Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile er ya da geç özgürlüğüne kavuşacak.
Peki bu durum diğer Ergenekon Davası sanıkları ile tutuklu milletvekillerini nasıl etkileyecek?
Mustafa Balbay Kararı, iki yönüyle bu kişilerin durumlarına etki ediyor.
Ergenekon Davası'nda Mustafa Balbay'dan çok daha uzun süredir tutuklu bulunan sanıklar var.
Anayasa Mahkemesi'nin "makul bulmadığı tutukluluk süresi" bu yönüyle onları yakından ilgilendiriyor.
Anayasa'nın Eşitlik İlkesi, "süre yönünden makul bulunmayan tutukluluk" tespitinin herkese uygulanmasını sağlayacak bir norm.
Bu da bizi Mustafa Balbay Kararı emsal gösterilerek diğer sanıklar tarafından tahliye başvurularının yapılabileceği sonucuna götürüyor.
Bu konuda kararı verecek olan mercii ise kanımca temyiz incelemesini yapacak olan Yargıtay 9. Ceza Dairesi.
Mustafa Balbay kararı ile bir emsal ortaya konulmuşken, Dairenin çoğu sanık açısından tahliye kararı vermesi gerektiğini söyleyebiliriz.
Ama bu değerlendirmemin "olması gereken prensibine" dayandığının altını çizmek isterim.
Tutuklu Milletvekilleri açısından ise Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar, hem uzun tutukluluk hem de milletin temsil hakkı açısından durumlarını doğrudan etkiliyor.
Bir başka ifadeyle tutuklu BDP Milletvekilleri hakkında yakın bir zamanda tahliye kararları verilirse kimse şaşırmasın.
Çünkü Mustafa Balbay Kararı ile en çok da onların hukuki durumu değişmiş oldu.
Aynı şeyi MHP Milletvekili Engin Alan için söylemek ise mümkün değil.
Çünkü Alan artık hükümlü.
Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından Adil Yargılanma Hakkı'nın ihlal edildiğine ilişkin bir karar verilmediği sürece hukuki durumunda bir değişiklik olmayacak.
MHP KÖTÜ BİR SINAV VERDİ
Bu noktada MHP'nin CHP'ye oranla kötü bir sınav verdiğini de belirtmek gerekiyor.
Olayın hukuki boyutu bir yana konunun siyasi boyutunun da ele alınması gerekiyor.
Uzun süredir kapalı kapılar ardında tutuklu milletvekillerinin durumu ile ilgili pazarlıkların sürdüğünü biliyoruz. Bu durum bir krize dönüşmüştü.
Hükümet ile varılan uzlaşının bir sonucu mudur bilinmez, krizin aşılmasında Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karar etkili oldu ve siyasi atmosferi biraz yumuşattı.
Bu kararın Hükümet - Cemaat gerginliği devam ederken, Fetullah Gülen'in açıklamaları sonrasında verilmiş olması da sorgulanacaktır elbet.
Ciddi hukuk ihlallerinin yaşandığı son 5 yıllık süreçte Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar biraz soluk almamızı sağlamış olsa da geleceğe dayanan kaygılarım hala devam ediyor.
Bu kaygılar bir yana Anayasa Mahkemesinin Kararı umudu her daim canlı tutmak gerektiğini gösterdi bizlere.
Daha özgür günlere özlemle...
Av. Hüseyin Ersöz
twitter.com/ersozhuseyin
Odatv.com


http://www.odatv.com/n.php?n=ergenek...cek-0512131200
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-12-2013, 01:57 PM   #199
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

Dasdini dasdini mahkeme

Babamın en sevdiğim kitabı “UYUSANA TOSUNUM” adlı kitabıdır. Esasında buradaki “TOSUN”un ben olma olasılığından dolayı bir ara kızmıştım ama okuyanlar bilmediğinden sonra sesim çıkmadı. Bu kitabı hem severdim hem de babamın çelişkisini görürdüm. Babam Ali’yle bana “Uyanık olun!..” derdi hep ama bu kitabı da yazmıştı. Annem bizi “Dasdini dasdini bostana” türküsüyle uyutmaya çalışır, ben de kendimi bostanda sanıp, daha danalar gelip beni tepelemeden uyurdum. Babam çok uyutmazdı bizi, çok çalıştığından bizi uyutmaya çalışırken kendi uyurdu çünkü.
Uyuma oğlum, okula geç kalacaksın…” diye uyandırılıp yola koyulurduk uyur uyur. Sabah herkes uykulu uykulu hizaya çekilmiş, tam hep beraber horlayacakken “Korkma sönmez bu şafaklarda…”yla alayımız irkilip uyanırdık. Ondan sonra sıkıysa uyu. Hem uyanık kalıp ders dinleyeceksin hem de müzik dersinde “Daha dün annemizin kollarında uyurken…” diye şarkı söyleyeceksin. Ya bizi hem uyutup sonra da “Uyanık olun” demeyin ya da bırakın da uyuyalım, seçimden seçime uyanır gibi yapıyoruz zaten.
Gençliğimde en sevdiğim türkü de “Uyur idik uyardılar” olmuştu. Esasında çocukluğumuz ve gençliğimiz hep uyku sorunuyla geçti. Bizim zamanımızda “Fosfostimol” diye bir enerji ilacı vardı, ertesi gün yazılı ya da sözlü varsa onu içer ders çalışırdık. Şimdiki gibi test yok, Nijerya neler üretiyor, Mozambik’de kaç göl var, Tanzanya’nın ekonomisi nasıl, Osmanlı savaşlarına kaç atlı, kaç sipahiyle gitmişiz, kazandığımızda kaç ağır, kaç hafif yaralı varmış, kurbağanın bağırsağı ne zaman bozulurmuş, aslanın sinir sistemi nasılmış, siniri ne zaman bozulur da saldırır, yılan tısladığında nasıl boku yersin, bunları öğreniyorduk. Bunları uyumadan dinlemek kolay mıydı sanıyorsunuz. O yüzden uyanık kalıp ders çalışmak için bu hapı yutar ders çalışır, sınavda da bi güzel uyurduk.
Askere gittiğimizde değişik uyuma yöntemi geliştirdik, öyle bir yatıyorduk ki sanki yatmamışız. Çünkü o çarşafı ilk bulduğun gibi yapma olasılığın yok. Hani otele gidersiniz, uykunuz vardır, tam yatağa gireceksinizdir ama temizlikçi kadın o nevresimleri öyle bir sıkıştırmıştır ki saatlerce uğraşıp altına giremezsiniz. Tam bir ucundan girip uyurken dönmeye çalışırsınız da uykunuzda, nevresimin diğer tarafı hala sıkışık olduğundan dönememekten uyanırsınız.
Bütün bunları anlatıyorum, çünkü geçen gün bir duruşmam vardı, oraya getiriyorum konuyu. Ben o sıralar Maltepe’de oturuyorum, duruşma Çağlayan’da. İstanbul’u bilmeyenlere söyleyeyim bu yol şehirlerarası yol gibi. O yüzden duruşmaya yetişmek için uyuduktan 15 dakika sonra yola çıkmanız gerekiyor. Neyse duruşmaya yetiştim. Siyasi bir davaydı, halkı uyandırmakla suçlanıyordum. Heyecanla savcının iddianamesini bekledim ama savcı uyanıp da okuyamadığından dava 3 ay sonraya ertelendi.
3 ay sonra yine azim ve uyku arası koştura koştura gittim davaya. Savcı bu kez yarı uyanıktı, iddianameyi esneye esneye okudu. Esasında okudu demem yanlış, okumuş çünkü o kadar esneyerek okudu ki ben uyumuşum dinlerken. Avukatım 20 yıl hapsimin istendiğini söylese de neden olduğunu okuyunca anladım.
Savcı iddianamesini verince hakimler ve benim uyanıkken okumamız için dava çok ileri bir tarihe ertelendi. Kolay değil, 4 kişinin uyanık kalıp da dosyayı okuması, o yüzden davaların uzun sürmesine hiç kızmam ben.
Sonraki duruşma öğleden sonraydı, o yüzden duruşmada uyuyan olmayacaktı ki katip kız konuşulan hiçbişeyi yazmamış meğer. Yeni evliymiş, eş ve kaynana durumundan geç yattığından o da duruşmada uyuyup kalmış. Esasında tıkırtılar geliyordu daktilodan ama, yarı uykulu yazdığından kağıttan “jjrg vkljodugj iaojjvv a ijagjega” gibi çok ağır bişeyler çıktı. Hakim insaflıymış, Bu yazılanlara göre yargılarsam işin içine şifre ve ajanlık girer ve yazık olur size…” deyip duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Dava 12 Eylül darbesinden hemen sonra açılmıştı. Halk hâlâ uyutuluyordu. Ben 30 küsur sene sonra savunmamı yapacaktım. Hakim çok sert bir sesle “Savunmanızı horlamadan yapın lütfen…” diye öyle bir bağırdı ki üye hakimlerden biri uykusundan uyanıp kürsüden düştü, diğeri “Bir şey mi oldu karıcığım, yoksa hırsız mı girdi eve?” diye zıpladı, ben de kan-ter için de yatağımdan fırladım.
Meğer uykumda rüya görüyor muşum, yoksa böyle bir şey olur mu hiç!.. Savcı ve hakimler uyur mu, ne yalan söyleyeyim Aziz Nesin yazsa inanmam…
Ahmet Nesin

http://ahmetnesin.wordpress.com/
Odatv.com


http://www.odatv.com/n.php?n=dasdini...eme-0812131200
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-12-2013, 01:57 PM   #200
Profil
Yunus Gök (Embesil)*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2011
Bulunduğu yer: Zile/Sivas/Türkiye
Mesajlar: 9,163
Konular:
Uye No:29599

Ettiği Teşekkür: 209
51 Mesajına 62 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Yunus Gök (Embesil) is on a distinguished road
Standart Cevap: Begendiğiniz köşe yazıları.

O bakanlar istifa edecek mi

Zonguldak’ta iki gün önce meydana gelen iki maden kazasında, dört işçinin yaşamını yitirmesi, bir işçinin de ağır yaralanmasının ardından, TMMOB Maden Mühendisleri Odası Genel Merkezi sert bir açıklama yaptı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Zonguldak Valisi Ali Kaban’a, “Kaçak ocak” tanımı da ne anlama geliyor diye soran MMO, Bakan Çelik, Bakan Yıldız ve Vali Kaban’ı istifaya çağırdılar.
TMMOB Maden Mühendisleri Odası Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada, Dünya Madenciler Günü haftasında, 6 Aralık 2013 günü Zonguldak’ta 4 maden işçisinin daha yaşamını yitirdiği anımsatılırken, “Yaşananlar iş kazası değil iş cinayetidir, çünkü iş kazaları daha önceden öngörülemeyen ve önlem alınamayan olaylardır. Oysa bu kazalar, geliyorum demektedir. Son olayda, 3 kişi “kaçak ocak” olarak tanımlanan yeraltı kömür ocaklarında yaşamını yitirmiştir. Bugüne kadar bu ocaklarda onlarca insanımız yaşamını yitirmiştir. Kadın ve çocuk işçiler, hiçbir iş güvenliği olmayan bu ilkel ocaklarda yıllardır kömür üretmekte ve buralarda üretilen kömürler pazarlanmaktadır. Bu ocaklara elektrik hattı çekilmekte, maden makineleri monte edilmekte ve çalıştırılmaktadır. Kaza olana kadar yasal görülen !!! bu ocaklar, iş kazası olduğunda hemen “kaçak ocak” olmaktadır. Bütün bu olup bitenler hakkında yetkililer; kör, sağır, dilsiz olmaktadır. Ülkemizde madenler, Maden Kanunu hükümleri doğrultusunda işletilmektedir. Yine çalışma mevzuatı, İş Kanunu ve İş Güvenliği Yasası hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir. Bu anlamda “kaçak ocak” diye bir kavramın hukuk devletinde karşılığı bulunmamaktadır.” denildi.
Zonguldak’taki bu oluşumlarla ilgili olarak Maden Mühendisleri Odası’nın pek çok kez ilgilileri uyardığı ve raporlar ilettiğini ifade eden MMO Yönetimi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Zonguldak Valisi Ali Kaban’a şu soruları yöneltti: “Buna rağmen bu güne kadar bu olumsuzlukları giderecek ciddi bir çalışmanın yapılmadığı görülmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına ve Zonguldak Valisine aşağıdaki soruları soruyor ve kamuoyu adına yanıtlanmasını talep ediyoruz;
-Yıllardır yetkililerce bilinen ve basında da sıklıkla yer alan “kaçak ocak” tanımı ne anlama gelmektedir?
-Son 10 yılda benzer olaylarda kaç vatandaşımız yaşamını yitirmiştir? Kaç vatandaşımız yaralanmıştır?
-Yasak olmasına rağmen kadın ve çocukların yeraltı kömür ocaklarında ilkel koşullarda çalıştırılmasına neden göz yumulmaktadır?
-Bu olumsuz durumu düzeltmek için hangi idari önlemler alınmıştır?
-Yasalara uygun olarak çalışan işletmeleri de zorda bırakan bu uygulamalar ne kadar yasa ve yönetmeliklere uygundur?
-Ruhsat alınmadan maden ocağı işletilmesi, Maden Kanunu’nun 12. maddesine göre devlet ve mülki idare tarafından engellenmesi gerekirken bu konuda neden hiçbir çalışma yapılmamaktadır?
-İhbar üzerine kapatılmış olan “kaçak ocakların” tekrar açılması neden engellenememektedir?
-Kaçak ocaklar bir yana, müfettiş raporları ile kapatılma kararı verilmiş olan maden ocakları neden kapatılmamaktadır?
-Tüm bu yaşananlar ışığında, hukuki ve vicdani sorumluluk gereği istifa etmeyi düşünüyor musunuz?
Yaşamını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diliyor, yetkililerin sorumluluklarının gereğini yerine getirmelerini bekliyoruz.”
Sabriye Aşır
Odatv.com



http://www.odatv.com/n.php?n=o-bakan...-mi-0812131200
Yunus Gök (Embesil) isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Begendiğiniz köşe yazıları.

Şu an bu konuyu KIBRIS FORUM içerisinde toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

KIBRIS Forumda şu an Sistem size Begendiğiniz köşe yazıları. konusunu gösteriyor.Bu konu forum içerisinde 19888 kez görüntülenmiş. Begendiğiniz köşe yazıları. Bu konu hakkında google araması yapmak istiyorsanız Begendiğiniz köşe yazıları. tıklayınız
Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim





Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
Kibris 1974 yabancı dizi izle
KIBRIS , Konu Dışı Begendiğiniz köşe yazıları.