Bu Siteden Her Türlü Alıntı Yapmak Serbesttir. Sitenin Tüm Hakları "KIBRIS TÜRK MİLLETİNE" Aittir. www.kibris1974.com'un Varlığı Türk Varlığına Armağan Olsun

Sitemizde Reklam Alanlarını Kullanabilmek İçin Mehmetçik Vâkıfına Veya Mücahitler Ve Şehit Aileleri Derneğine Yatırmış Olduğunuz Bağış Makbuzunu [email protected] Adresine İletmeniz Yeterlidir...

Geri git   KIBRIS1974 FORUM " Kibris TÜRK tarihi araştırmaları , Gündem haberleri, KIBRIS da kim kimdir ne nedir , kibris videolari resimleri dökümanları indir" > İslam Tarihi > Tasavvuf > Tasavvuf Nedir
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
İmanın İlk Meyvesi: Merhamet
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
İmanın İlk Meyvesi: Merhamet Konusunu Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
331
Önceki Konu
önceki Konu

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 17-03-2012, 07:29 PM   #1
Profil
Firuze
Dost Üyeler
 
Firuze - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jul 2011
Bulunduğu yer: Maviliklerde
Mesajlar: 1,270
Konular:
Uye No:30753

Ettiği Teşekkür: 86
151 Mesajına 204 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Firuze is on a distinguished road
Standart İmanın İlk Meyvesi: Merhamet






Kâmil bir mü’min, gönül insanıdır. Merhamet, şefkat ve diğergâmlık, onun gönül dokusunun en belirgin vasfıdır. Kulu kalben Rabbine yakınlaştıran ilâhî bir cevher olan bu vasıf, aynı zamanda îmânın da bu âlemdeki en büyük şâhidi ve delîlidir. Nitekim insan rûhunun ulaşabileceği olgunluk semâsına çıkışın yegâne yolu, merhamet ve şefkat basamaklarından geçmektedir.

Yaratılan her şeye gösterilen engin merhamet, kulu, Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ummânında ihyâ eden müstesnâ bir nimettir. Nitekim hadîs-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

“Yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökyüzündekiler de sizlere merhamet etsin!”(Tirmizî, Birr, 16)

Böyle bir gönül kıvamına sahip olanlar, dâima yoksul ve kimsesizlerin kimsesi olur, mâtemlerin civarında dolaşarak Hakk’ın rızâsını ararlar. Onlar, aynı zamanda bütün mahlûkatın sığınak ve barınağıdırlar.

Allah Rasûlü’nün mânevî terbiyesi altında yetişerek böyle bir gönül kıvâmına ulaşmış olan Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh-’ın şu hâli, bu hususta ne kadar güzel bir misaldir:

Bir gün Medîne bağlarına uğrayan Hasan -radıyallâhu anh- orada zenci bir köle görür. Köle, elindeki ekmekten bir lokma kendisi yerken bir lokma da önündeki köpeğe yedirmektedir.

Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh- Cenâb-ı Hakk’ın “Rahmân” esmâsının bu köledeki merhamet tecellîsine hayran olur. Bu hayranlıkla onu bir müddet seyreder. Daha sonra onun gönül yapısının derinliğini ölçmek için, neden rızkını bir köpekle paylaştığını sorar.

Köle ise, yüksek hayâsından dolayı başını kaldırıp Hazret-i Hasan’ın yüzüne bakamaz. Bunun üzerine Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh-:

“–Delikanlı, sen kimsin?” diye sorar.

Köle, pür hayâ ve gözleri edeple yerde olduğu hâlde:

“–Hazret-i Osman’ın oğlu Ebân’ın hizmetçisiyim.” der.

Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh-:

“–Peki, bu bağ kime ait?” diye sorunca, köle:

“–Hazret-i Osman’ın oğlu Ebân’a ait.” diye cevap verir.

Hasan -radıyallâhu anh-, zâhiren sıradan bir köle, fakat hakîkatte ilâhî bir hazine olan Hak dostu ve aynı zamanda mâneviyat sultânı olan bu köleye yakın olmak arzusuyla:

“–Sakın buradan bir yere ayrılma, birazdan buraya, senin yanına döneceğim.” diyerek oradan ayrılır ve bağın sahibi olan Ebân’ın yanına varır. Hem bağı, hem de o köleyi satın alır. Ardından tekrar kölenin yanına gelir ve:

“–Delikanlı! Seni satın aldım.” der.

Bunun üzerine köle, hürmetle ayağa kalkarak:

“–Başım-gözüm üstüne! İtaat; Allâh’a, Rasûlü’ne ve sanadır.” der.

Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh- her kelimesi sadâkat ve teslîmiyet yüklü bu sözleri duyunca daha çok duygulanır. Onun bu sadâkati karşısında hayranlık duyguları daha da artar. Kendisini bu derece duygu derinliğine sevk eden o kölenin gönül güzelliğine mukâbil olarak:

“–Sen artık Allah için hürsün! Bu bağı da sana bağışlıyorum!” der. (İbn-i Manzûr, Muhtasaru Tarîhi Dımeşk, VII, 25)

Allah ve Rasûlü ile muhabbet ve dostluğun gönülleri ulaştırdığı hassâsiyet ufkundan ne muhteşem bir manzara!..

Muhabbet ve dostluk, fânî hayâtımızın tadı, neş’esi, huzur ve sürûrudur. Varlığın hamuru, muhabbet mayası ile yoğrulmuştur. Muhabbet istîdâdı, Rabbin kullarına en büyük lutuflarındandır. Bu bakımdan muhabbeti layığına yöneltmek zarûrîdir. Bu âlemde muhabbetin hasredilmesi gereken en ulvî merkez, rahmet ve merhamet peygamberi -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. Bizlerdeki merhametin inkişâf etmesi, O’na duyduğumuz muhabbet ölçüsünde gerçekleşir.

Peygamber vârisi Hak dostları da ahlâkına büründükleri Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den birer in’ikâs olarak şefkat ve merhamet kutbu hâlinde yaşamışlardır. Nitekim Emir Külâl Hazretlerinin, talebesi Bahâeddin Nakşibend k.s’a yaptığı şu nasihatler, bütün mahlûkâtı şefkat ve merhametle kuşatacak bir gönül hassâsiyetine sahip olmanın ne güzel bir ifadesidir:

“Gönül almaya bak; güçsüzlere hizmet et! Zayıfları, gönlü kırıkları koru! Onlar öyle kimselerdir ki, fânîlerden müstağnî olarak yaşarlar ve dünyevî olarak da hiçbir gelirleri yoktur. Bununla beraber, onların birçokları tam bir kalp huzûru, tevâzû ve mahfiyet içinde bulunurlar. Böyle ilâhî bir define olan kimseleri ara, bul ve onlara hizmeti nimet bil!”

Nitekim Şâh-ı Nakşibend -kuddise sirruh-, engin bir merhametle îfâ ettiği hizmet merhalelerini ve bunun neticesinde nâil olduğu rûhâniyet tecellîlerini şöyle ifade eder:

“Hocamın emrettiği yolda uzun süre çalıştım. Bütün hizmetleri îfâ ettim. Gönül dünyam o hâle geldi ki, yoldan geçerken, Allâh’ın herhangi bir mahlûku karşısında olduğum yerde durur, önce onun geçip gitmesini beklerdim. Bu hâlim, yedi sene devâm etti. Bu hizmetin mukâbilinde öyle bir hâl tecellî etti ki, onların inilti sûretinde hazin hazin sesler çıkarıp Hakk’a ilticâ etmelerini hisseder hâle geldim.”

Merhamet, îmânın ilk meyvesidir. Bu bakımdan îmânı aşk ile yaşayan kâmil bir mü’minin gönlü, bütün mahlûkâtı merhametle kucaklayan âdeta seyyar bir dergâh gibidir. Çünkü onlar, muhabbetin kaynağı olan ilâhî muhabbeti lâyıkıyla idrâk etmiş ve her varlık ile dost olmuşlardır. Hâlık’ın şefkat ve merhamet nazarıyla mahlûkâta bakabilme istîdâdı kazanmışlardır.

Cenâb-ı Hak, bu kalbî kıvamdan gönüllerimize hisseler nasip buyursun! Cümlemizi merhamet ede ede, ilâhî rahmete nâil olan bahtiyarlar zümresine ilhâk eylesin…
Âmîn…


Osman Nuri Topbaş

__________________
Signatürü


Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

Nerede duracağını kendin belirle...
Firuze isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

İmanın İlk Meyvesi: Merhamet

Şu an bu konuyu KIBRIS FORUM içerisinde toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tasavvufun Üç Meyvesi Firuze Tasavvuf Nedir 1 17-03-2012 07:27 PM
Böğürtlen Meyvesi BURLAHATUN Beslenme ve Besinler 0 17-10-2008 04:22 PM
İmanın Esaslarını Kısaca Anlatır mısınız? AŞİNA İslami Soru - Cevap 0 21-02-2008 01:48 PM

KIBRIS Forumda şu an Sistem size İmanın İlk Meyvesi: Merhamet konusunu gösteriyor.Bu konu forum içerisinde 331 kez görüntülenmiş. İmanın İlk Meyvesi: Merhamet Bu konu hakkında google araması yapmak istiyorsanız İmanın İlk Meyvesi: Merhamet tıklayınız
Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim





Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
Kibris 1974 yabancı dizi izle
KIBRIS , Tasavvuf Nedir İmanın İlk Meyvesi: Merhamet