Bu Siteden Her Türlü Alıntı Yapmak Serbesttir. Sitenin Tüm Hakları "KIBRIS TÜRK MİLLETİNE" Aittir. www.kibris1974.com'un Varlığı Türk Varlığına Armağan Olsun

Sitemizde Reklam Alanlarını Kullanabilmek İçin Mehmetçik Vâkıfına Veya Mücahitler Ve Şehit Aileleri Derneğine Yatırmış Olduğunuz Bağış Makbuzunu [email protected] Adresine İletmeniz Yeterlidir...

Geri git   KIBRIS1974 FORUM " Kibris TÜRK tarihi araştırmaları , Gündem haberleri, KIBRIS da kim kimdir ne nedir , kibris videolari resimleri dökümanları indir" > Türk Kültürleri > Türk Töresi
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Göğün Rengi
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Göğün Rengi Konusunu Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
270
Önceki Konu
önceki Konu

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 27-05-2009, 07:44 PM   #1
Profil
KÜLTEGİN
Genel Koordinatör
 
KÜLTEGİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2008
Bulunduğu yer: Tanrı Dağlarında
Mesajlar: 1,731
Konular:
Uye No:4

Ettiği Teşekkür: 1084
1268 Mesajına 3302 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Türkçülük
Extra:
KÜLTEGİN is on a distinguished road
Standart Göğün Rengi

Göğün rengi ve Tanrının rengi:
"Tengri", yani Tanrı sözünün, başlangıçtan beri Türklerde, gök kubbesini ve hatta, gök maviliğinin sonsuzluğunu ifade ettiğini söylemiştik. Çinliler de, hem gök ve hem de Tanrı için aynı sözü yani "Tien" deyimini kullanıyorlardı. Moğollar'da, Çin'in bu tesirinden kurtulmamışlardı. Moğolca'da "Tengri" yani Tanrı sözü XII. Asırda bile, henüz daha gök anlamına geliyordu. Türkler ise, göğe bir renk vererek çoğu zaman "Gök Tengri", yani "Gök Tanrı" deyimini kullanıyorlardı. Göğü, böyle renk verme yolu ile ifade etme, Türklerde görülen bir adetti. Böyle bir renklendirme, Moğollarda yoktu. Bununla beraber Moğollar da, hükümdarla ilgili yazılara, defter ve kitaplara "Kökö-bicik" veya "Kökö-debter" derlerdi. Bu yazıların "Gök rengi ile renklendirilmesi" de onlara verilen büyük önemi gösteriyordu.
Güney Sibirya'daki Türk halkları tarafından söylenen efsanelerde gök rengi, önemli bir yer tutuyordu. Onlara göre dünya topraklarının bittiği yerde, sonsuz bir "Mavi deniz" vardı. Bu denizin adı da "Kök-Tengiz", yani "Gökdeniz" idi.

Bu efsanelerde geçen hükümdarların adları da "Kök-Katay", "Kök-Han" gibi, gök rengi ile sıfatlandırılmış, efsanevî hükümdarlardı. Yine bu efsanelerde, uçabilen ve konuşabilen birçok atlara ra rastlanıyordu. Bu kısrakların çoğunun renkleri de, yine gök idi. Dede Korkut Kitabında hikâyelerde de, bunların pek çok örnekleri vardır.
Öyle anlaşılıyor ki başlangıçta Türkler yalnızca "Gök" demiyorlar ve iki sözden meydena gelen "Gök Tanrı" deyimini kullanıyorlardı. Bununla beraber, Göktürk yazıtlarının bazı yerlerinde bile göğe, yalnızca "Kök" dendiği de görülmekte idi. Zaman geçtikçe, gök sıfatının önündeki "Tanrı" büsbütün kalkmış ve göğe yalnızca "Gök" denmeğe başlanmıştı. Uygur çağında ise sema için, yalnızca "Kök" denip geçiliyordu. Çünük artık Tanrı sözünün de yeni anlamları vardı ve bunları birbirinden ayırmak gerekiyordu.
"Yer"in de kutsal bir rengi vardı:
Başlangıçta gök nasıl renklendiriliyorsa; yere de, aynı şekilde renk veriliyordu. Eski Türkler, göğe "Kök Tengri" derler iken; yere de "Yağız Yer" diyorlardı. Eski Türkçede "Yağız" sözü, "Toprak rengi" anlamına gelirdi. Anadolu'da da, "Yağız Delikanlı" dendiği zaman, ilk hatıra gelen şey de, "yüzü doğuştan ve güneşten toprak rengini almış bir genç" olurdu.
"Yağızlık", gençliğin, kuvvetin ve kahramanlığın da bir sembolü idi. Fakat bu renk, bazı İstanbullu şairlerin anladığı gibi, hiçbir zaman siyah anlamına gelmemişti. Gök ve mavi gibi yağız renk de, Türkler için kutsal renklerden biri idi. Eski Türkler bazan da yer ve gök sözünü bile kullanmadan, onları yalnızca renkleri ile ifade ederlerdi. Meselâ "Köklü yağızlı". "Göklü yağızlı" deyimi, "Göklü ve yerli" bir dünyayı ve o dünyanın insanlarını ifade ederdi.
"Gök" kutsallığın, "Yeşil" ise ölümlülerin rengi idi:
Göğe yalnızca "Gök" denmeğe başlandıktan sonra, ortaya yeni meselelerde çıkmaya başlamıştı. Gerçi gök kelimesi bir rengi ve maviliği ifade ediyordu. Fakat Türkler bunu çoktan unutmuşlardı. Kutsal ve önemli şeyleri renklendirme, Türk edebiyatının değişmez bir adetiydi. Bu sebeple XI. asırda göğe "Yaşıl Kök", yani "Yeşil Gök" denmeğe başlandığını da görüyoruz. Gerçi Türkler İslâm dinini kabul etmişlerdi ve bu sebeple de, gök ile yer hakkındaki fikirleri epeyce değişikliğe uğramıştı. Buna rağmen Türklerin, eski fikirleri ile, İslâmiyetin getirdiği yeni görüşleri, birbiri ile uyuşturmağa çalıştıklarını da görmüyor değiliz. Meselâ Kutadgu-Bilig, Tanrıdan söz açarken şöyle diyordu: "Yaşıl kök yarattı, öze yulduzı". Yani (Tanrı) mavi gök yarattı, üstüne de yıldızı.
Burada karşımıza çok önemli bir mesele çıkmaktadır. Şair bu mısralarında, eski Türkler ve hatta Altay Şamanistleri gibi, gök ile yıldızları, birbirlerinden ayrı iki âlemmiş gibi kabul ediyordu. Ona göre, "Gök kubbesi başka; güneş, ay ve yıldızlar âlemi ise, bambaşka dünyalar idiler". Az sonra "Gök kubbesi" ile ilgili bölümümüze gelince, bu konuya daha geniş olarak aydınlatmış olacağız.
"Yüce Tanrı", sonsuz gök maviliklerinin ötesinde idi:
"Gök Tanrının bizzat kendisi değildi": bunu az önce Türk edebiyatında örnekler vererek göstermeğe çalışmıştık. Aslında Türk mitolojisinde birer maddî dünya olan Gökle yar arasında, belirli bir ayrılık da yapılmamıştı. Tanrı, kendi rengini göğün maviliğinden almıştı. "Fakat bu gök, bir kubbe ile kapanmış ve yıldızlar âleminden ayrılmış olan gök değil; sonsuz maviliklere bürünmüş olan uzay ve kâinat idi". İran mitolojisinde de, güneşi, yıldızları ve göğü yaratan Hürmüz (Ormazd) idi. Fakat onun karşısında ikinci bir kuvvet bulunuyordu. Yeri yaratan ve yerlerin sahibi "Ehrimen" vardı. Türk mitolojisinde ise yer ile göğün yaratılışı, ikinci bir gök, yani sonsuz uzay maviliği ile ilgili idi.
__________________
Signatürü

Türk, bu ülkenin yegâne sahibi, yegâne efendisidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu ülkeden tek bir hakları vardır: Köle olma hakkı, hizmetçi olma hakkı... Dost ve düşman, hatta dağlar, bu hakikati böyle bellesinler.
MAHMUT ESAT BOZKURT




Türk’lüğüm batmakta rezillerin gözüne,
Acırım tükrüğe tükürsem yüzlerine.
KÜLTEGİN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Göğün Rengi

Şu an bu konuyu KIBRIS FORUM içerisinde toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

KIBRIS Forumda şu an Sistem size Göğün Rengi konusunu gösteriyor.Bu konu forum içerisinde 270 kez görüntülenmiş. Göğün Rengi Bu konu hakkında google araması yapmak istiyorsanız Göğün Rengi tıklayınız
Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim





Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
Kibris 1974 yabancı dizi izle
KIBRIS , Türk Töresi Göğün Rengi