Bu Siteden Her Türlü Alıntı Yapmak Serbesttir. Sitenin Tüm Hakları "KIBRIS TÜRK MİLLETİNE" Aittir. www.kibris1974.com'un Varlığı Türk Varlığına Armağan Olsun

Sitemizde Reklam Alanlarını Kullanabilmek İçin Mehmetçik Vâkıfına Veya Mücahitler Ve Şehit Aileleri Derneğine Yatırmış Olduğunuz Bağış Makbuzunu [email protected] Adresine İletmeniz Yeterlidir...

Geri git   KIBRIS1974 FORUM " Kibris TÜRK tarihi araştırmaları , Gündem haberleri, KIBRIS da kim kimdir ne nedir , kibris videolari resimleri dökümanları indir" > Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti > Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi MUSTAFA KEMAL PAŞA Ve Bekirağa Bölüğü
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
MUSTAFA KEMAL PAŞA Ve Bekirağa Bölüğü Konusunu Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
274
Önceki Konu
önceki Konu

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 26-10-2008, 07:35 PM   #1
Profil
BURLAHATUN*
Yasaklı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jul 2008
Bulunduğu yer: TÜRKİYE
Mesajlar: 5,116
Konular:
Uye No:1641

Ettiği Teşekkür: 7763
3188 Mesajına 6197 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
SİYASET, ŞİİR, TARİH,
Extra:
BURLAHATUN is on a distinguished road
Standart MUSTAFA KEMAL PAŞA Ve Bekirağa Bölüğü

Mustafa Kemal Paşa Ve Bekirağa Bölüğü- Üsküdarlı Yanık Şeref Ve Bir Gece- Ve Duatepe Köyleri Ve Yüzleşmek…
- Taylan Sorgun Mayıs 26, 2008
Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali kolay mı olmuştur? Cumhuriyet’in ilanı kolay mı olmuştu? O zamanların derinliklerini bilmeyenler, ya da sade ve kendi ufuklarındaki gözlükle o zamanlara bakanlar, şimdi Cumhuriyet üzerine kendilerine göre laflar etmekte, söz söylemektedirler. Savaşların ne getirdiklerini hesap etmeden “Yurta sulh, cihanda sulh” sözünün derinliği olmadığını da Prof. Mardin söylemiş. Bunun derinliği olmadığını iddia etmek için en azından İkinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı kan gölüne bakmak yetmez mi? Yugoslavya nasıl parçalandı, nasıl kan gölüne döndürüldü? Etnik çatışmaları ortaya çıkaran yeni emperyalizmin oradaki kan gölüne bakmak lazım değil mi? Neyse geçelim bunları. Sonra yine döneriz…
DAMAT FERİT ZAMANI…

30 Ekim 1918 Mondros Teslimiyet Anlaşması ardından Sadrazam Ahmet İzzet Paşa bir ay sonra Saray’ın, zamanın Düvel-i Muazzaması yani Anadolu’yu işgal etmeye başlayan emperyalist Batı Avrupa devletlerine ve isteklerine “ram olması”nı sindiremedi ve istifa etti. Yerine de işte o “ünlü işbirlikçi Damat Ferit” sadrazamlığa getirildi. İlkişi İngilizlerin talepleri ile uydurma bir mahkeme kurdurarak tevkifatlara başlamıştı. Başladı da. Zamanın bütün önde gelen İttihat ve Terakki mensupları, yazarlar tutuklanıp, tutuklanıp Bekirağa Bölüğü Hapishanesi’ne kapatıldılar… KİMLER YOKTU Kİ…
O tutuklananlar arasında kimler yoktu ki…? Daha sonraki zamanda Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali kadrolarında görev alacak olan, Cumhuriyet’in ilanından sonra bakanlıklara getirilmiş olan çoğu isimler hep oradan geçtiler. Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa Birinci Dünya Savaşı sırasında o zaman bizim olan Irak’ta Kutülamare’de bir İngiliz ordusunun başındaki komutanları Touwsehnd ile birlikte esir almıştı. İşgalci İngiltere Damat Ferit’e kurdurduğu harp divanında o da tutuklattırılıp Bekirağa Bölüğü’ne kapattırmıştı. (Bak: Taylan Sorgun, 1- Bitmeyen Savaş, 2- Mütareke Dönemi ve Bekirağa Bölüğü Kum Saati yayınları 6.ıncı baskı) VE İKİ GÜN ÖNCE…
Mustafa Kemal Paşa, ordusunun dağıtılması üzerine İstanbul’a çağrılmış, 13 Kasım 1918 günü de İstanbul’a gelmişti. İşgal devletleri ve İşbirlikçi Damat Ferit’in öyle bir baskısı vardı ki, o hapishaneye kapatılmış olanların isimlerini bile anmak suçtu. Ama o Mustafa Kemal Paşa idi. Zaman, zaman inadına Bekirağa Bölüğü’ne gidiyor ve o eski arkadaşlarını ziyaret ediyordu. İngilizler ile Damat Ferit ve Saray da hop oturup hop kalkıyorlardı. Artık düşündükleri Mustafa Kemal Paşa’yı İstanbul’dan uzaklaştırmaktı. Bu da Mustafa Kemal Paşa’nın işine geliyordu… İŞTE O GÜN…
Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya tayin belgesini almıştı. Son defa arkadaşlarına gidecekti. Ve gitti. Bekirağa Bölüğü hapishanesi kapısındaki Mehmetçik, Mustafa Kemal Paşa’yı görünce telaşlandı. Hemen çavuşuna seslendi “Amanın yetiş ki Mustafa Kemal Paşamız gelmiştir” dedi. Çavuş, Bekirağa Bölüğü Komutan yardımcısı Yüzbaşı Şadi Bey’e koştu. “…Mustafa Kemal Paşamız yine gelmiştir…” dedi. O da gitti Komutan Albay Ali Bey’e haberi ulaştırdı. Albay Ali Bey Çanakkale’de Mustafa Kemal Paşa’nın emrinde vuruşanlardandı. “BEKLEYİNİZ”…
Mustafa Kemal Paşa artık Anadolu’ya geçecekti. İstanbul teşkilatlanmasını da o arada tamamlamış, İstanbul Kuvvası’nın ilk teşkilatını harekete geçirmişti. Oradaki arkadaşları ile koğuşlarında sohbet etti. Durumu konuştular. Ve sonra Mustafa Kemal Paşa ellerini “vedalaşır gibi tuttu” Anlamışlardı birşeyler olacak. Mustafa Kemal Paşa, Bekirağa Bölüğü’nden ayrılmadan Yüzbaşı Şadi Bey’e şöyle dedi: “…Sana emirlerim ulaşacak. Yerine getirceksin…” Yüzbaşı Şadi Bey bana o günleri anlatırken ve yıllar sonra bunları anlatırken sanki o günleri yeniden yaşamaktaydı…” Ve ayrılmadan önce arkadaşlarına son sözü şu oldu: “…Bekleyiniz…” O gece Yunus Nadi Bey ve ötekimahkumlar şöyle demişlerdi, “Mustafa Kemal Paşa artık galiba başlayacak…” “HÖST DOĞRU DUR”…
Mustafa Kemal Paşa’ya işbirlikçiler düşmandı. İşgal devletleri yardakçılarını bulmuştu. İşte Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a hareketinden bir gece sonradır. Üsküdarlı “Yanık Şeref” Asmalı Mescit’te bir lokantada arkadaşları ile yarenlik etmektedir. Öfkesi zaten burnundadır. O sırada işbirlikçilerden süslü püslü bir herif, “…Şu Mustafa Kemal Paşa’yı da Bekirağa’ya sokmadılar ya yanlış yaptılar. Avrupalılarla aramızı açacak…” diye yüksek sesle çirkin çirkin konuşmaya başlamaz mı?
VE YANGIN YERİ… Yanık Şeref, Üsküdar’da İstanbul’da nam salmış eski bıçkın, Yani Kuvvacı Yanık Şeref birden kalktı. Herifin yanına gitti. Fesini geri itti. Ve birden “…Höst dedim sana” diyerek süslü püslü herifin kafasına masayı geçirmez mi? Yanık Şeref’e ötekiler öteki işbirlikçiler saldırdılar… Lakin Yanık Şeref kaç badireden geçmişti. İki arkadaşı da işe girince orası “yangın yerine” dönmez mi… Dönüvermişti ki hem de ne biçim… Bıçkın Yanık Şeref’e yanık denmesinin nedeni bir büyük sevdanın içinden geçmiş olmasıydı. Ve sevdasına kavuşamamıştı.
“SAVULUN ULAN”…
Arada bir iki silah patlamıştı. Tabii gürültüye işgal devriyeleri koştular. Kapıyı tutmuşlardı. Yanık Şeref Trablus kuşaktaki toplu silahını çekti. Arkadaşları ile birlikte herkesiz bildiği sesi ile “Savulun ulan”ı öyle bir söyledi ki… Ve o işgal devriyeleri üzerine öyele bir yürüdüler ki… Hepsi savuldu… O sırada İnzibat Komutanı, Kuvvacı Yüzbaşı Dayı Maksut ile Doktor Fahri ve Eczacı Yüzbaşı Celal oraya gelmişlerdi. Bir tesadüftü. Dayı Maksut, ertesi günü Yanık Şeref’i buldu. Gözlerinden öptü. Bıçkın Yanık Şeref kızardı. Alışkın değildi yüzüne karşı övülmeye… Dayak yiyen süslü püslü herifle arkadaşları günlerce hastanede yattIlar. Kimisinin kafası, kimisinin kolu kırıktı… ARHAVELİ İSMAİL…
Ve depoların basılıp Anadolu Ordusu’na silah kaçırılma zamanı idi. Arhaveli İsmail vardı. Ona da silahlar emanet edilmişti, yaşlı takasında deniz yolu ile İnebolu’ya gidiyodu. Ve Şair Nazım şöyle anlatır Arhaveli İsmail’i; “…Arhaveli İsmail kendine sordu/ Emanetimizle varabilecek miyiz?/ Kendine cevap verdi: Varamamış olamaaaz/ Gece Tophane Rıhtımı’nda kamacı ustası Bekir Usta ona/ Evladım İsmail dedi/ Hiç kimseye değil bu sana emanettir/ Ve Kerempe Fenerinde/ Düşman projektörü dolaşınca takanın yelkenlerinde/ İsmail izin isteyip/ Şaban Reis deyip/ Emaneti yerine götürmeliyiz deyip/ atladı takanın patalyasına açıldı…” HANGİ KABİR TAŞI…
Onlar bizim insanlarımızdı. Onlar bizim Vatanseverlerimizdi. Şimdilerde kimbilir hangi kabirde hangi bilinmedik başuçlarındaki mezar taşının altındadırlar. Ve de amma ve lakin ve de mutlaka ve de muhakkak bir derin sükun… Olsun… Kabirleri bilinmese de şimdi hatıralarımızda vardırlar ya. Yanık Şeref hangi kabirde, Kehribar hangi kabirde? Olsun sonunda Vatan toprağının bir parçasındalar ya. Uzaklarda, belki yakınlarında Bayrak dalgalanmakta ya… VE DUATEPE
Her neyse… Anadolu vuruşuyordu. Mustafa Kemal Paşa’nın suvari birlikleri Duatepe’ye varmışlardı. Duatepe’nin eteğinde yirmibeş evli bir köy vardı. Düşman hepsini yakmıştı. Sadece üçü kalmıştı. Miralay Kenan Bey yaşlı Türk anasını bir taşın üzerinde otururken buldu. Kadın, Miralay Kenan Bey’ baktı ve dedi ki, “…Benim üzeyirimi burada diri diri yaktılar…” Köylüler suskundu… Çocukların bazıları açlıktan ölmüşlerdi. Çünkü düşman ellerinde ne varsa almıştı. Emperyalizm yakıp yıkmıştı Anadolu’yu! Bir de “Tarihinizle yüzleşin” derler. Utanmazlar. Arlanmazlar. Ulan önce siz kendiniz yüzleşseniz ya…
”alıntı yazı”
.
BURLAHATUN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

MUSTAFA KEMAL PAŞA Ve Bekirağa Bölüğü

Şu an bu konuyu KIBRIS FORUM içerisinde toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

KIBRIS Forumda şu an Sistem size MUSTAFA KEMAL PAŞA Ve Bekirağa Bölüğü konusunu gösteriyor.Bu konu forum içerisinde 274 kez görüntülenmiş. MUSTAFA KEMAL PAŞA Ve Bekirağa Bölüğü Bu konu hakkında google araması yapmak istiyorsanız MUSTAFA KEMAL PAŞA Ve Bekirağa Bölüğü tıklayınız
Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim





Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
Kibris 1974 yabancı dizi izle
KIBRIS , Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk MUSTAFA KEMAL PAŞA Ve Bekirağa Bölüğü