Tekil Mesaj gösterimi
Alt 09-06-2011, 11:04 PM   #3
Profil
Seyyan Uzunoğlu
Onursal Üye
 
Seyyan Uzunoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 194
Konular:
Uye No:14029

Ettiği Teşekkür: 41
180 Mesajına 744 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Seyyan Uzunoğlu is on a distinguished road
Standart Cevap: Tek Bir Kelime... (3)

TEK BİR KELİME (3)

Evet. Nurullah AYDIN hocamız, DİL hakkında: “DİL, toplulukları ‘Milletleştiren’ sosyal ve milli bir temel olgudur. Onları yığın olmaktan kurtarıp, inanç, ülkü, zevk, gönül ve kültür birliği zemininde, bağımsız bir millet yapan yegâne unsurdur.” diyor… Ve “… Bu sebeple DİL, en az din, vatan, bayrak, gelenek görenek kadar belki daha da fazla önemli bir değerdir. Bir millet, birçok vatan, bayrak, din değiştirebilir; dili değişmediği sürece aynı milliyete mensup olma vasfını sürdürür. Aksi takdirde ya yok olur, ya da başka bir kültür dairesinde hayatını idame ettirir. Bu yüzden DİL, MİLLETİN HAFIZASIDIR!” diyor hocamız…

Ancak Kıbrıs’ta birçoğumuz, belki Rumların dilimizi öğrenmek istemeyişindeki ısrarlarından, belki iş, komşuluk veya başka nedenlerle çaresizlikten Rumca öğrenmek zorunda kalmışız. Ancak biz bunu iyi niyetle yapmakta iken art niyetli Rum, yayılmacılık ve tabii tüm adada Rumca konuşulmasıyla bize karşı üstünlük, ve tabii adanın kendilerine ait olduğunu ispatlama düşüncesindeydiler… Ve Ortodoks Papazların da bunda çok büyük rolleri olmuştur. Çünkü Türklerin azınlıkta oldukları köylerde, insanlarımız sadece Rumca öğrenmek zorunda bırakılmamış; bu işgüzar ve art niyetli Papazların telkinleri, kurnazlıkları ve çoğu zaman da baskılarıyla, yavaş yavaş Hıristiyan olmaya da başlamıştı. (Türkiye’de Karaman Türklerinin Rumca öğrenmek zorunda kaldığı… Orada Cami olmayışından Kilisede ibadet etmek zorunda bırakıldıkları gibi örneğin.)

Evet. Diline, gelenek ve göreneklerine sahip çıkmayan… Yabancı hayranlığıyla veya; gerek zaruriyetten, gerekse bilgelik taslayıp çokbilmişlik ve gösteriş yapmak için, sürekli yabancı dilleri kendi ana diline tercih eden kişi veya toplumların gelenek ve görenekleri de, dilleri ve hatta kimlikleri de zamanla hayranlık duydukları yabancılarca yutulup, kaybolup gider ve Emperyallerin yapmaya çalıştıkları da aynen budur. Bizi ‘benzetmek’! Bize dilimizi unutturmak! Dolayısıyla, yabancılara özenerek, gelenek ve göreneklerini ve dilini kaybetmiş bir kişi; artık ne Türküm diyebilir; ne de başkasını Türk olduğuna inandırabilir! Bir Türk, Türküm diyen herkes; evvela baştan, anadili olan Türkçeyi konuşabilmelidir. Yoksa Türk olduğunu - DNA testi haricinde - başka nasıl kanıtlayabilsin ki? Evet, lisan bilmek, yabancılarla konuşabilmek güzel bir şey; ancak kendi dilimizi; güzel Türkçemizi ihmal etmemek, hor görmemek şartıyla… Kendi dillerini zorlayarak, bize dilimizi unutturmaya ve bizi kimliğimizden soğutmaya çalışan dış güçlere fırsat vermemeli; onlarla mümkün olduğunca kendi dilimizle anlaşma yolunu seçmeli veya mecbursak bir orta yol bulmalıyız. Bakınız, birçok ülke büyükleri, karşısındakinin dilini pek ala bildiği, söyleneni anladığı halde; kendi dilini küçümsetmemek, milletinin varlığını hissettirmek için muhatabına, kendi anadiliyle cevap vermeyi yeğler. Ve doğrusu da budur.

Bakınız. DİL üzerine, Ebedi Başkomutan, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ne diyor. ATATÜRK: “Türk demek, DİL demektir. Milliyetin en bariz vasıflarından biri DİLDİR… TÜRK, her şeyden önce ve mutlaka TÜRKÇE konuşmalıdır.” diyor…

O zaman, yabancı ülkelerde yaşayanlarımız, çocuklarına evde Türkçe konuşmalı; onları Türkçe kitaplar okumaya teşvik etmelidir. Ve eğer hafta sonu Türkçe ders veren okullar varsa; onlardan da yararlanmalı ve çocuklarını bu okullara da göndermelidir. Bu dünyada TÜRK olarak var olmak istiyorsak; evvela baştan ANADİLİMİZE güzel TÜRKÇEMİZE sahip çıkmalı. DİLİMİZLE gurur duymalıyız!

" NE MUTLU TÜRKÜM DİYEBİLENE! "
Seyyan Uzunoğlu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla