Tekil Mesaj gösterimi
Alt 08-06-2011, 09:44 AM   #2
Profil
Seyyan Uzunoğlu
Onursal Üye
 
Seyyan Uzunoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 194
Konular:
Uye No:14029

Ettiği Teşekkür: 41
180 Mesajına 744 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Seyyan Uzunoğlu is on a distinguished road
Standart Cevap: Tek Bir Kelime... (2)

TEK BİR KELİME… (2)

Evet değerli okurlarım. Burada yaşamakta olan İngilizlerin, Musevilerin veya diğer yabancıların, bize uyması, yaşadıkları ülkenin dilini öğrenmesi gerekirken; biz kendi ülkemizi İngilizce konuşan bir Türk Cumhuriyeti’ne dönüştürüyoruz. Burada kimse bana ırkçı veya fesatçı da demesin. Bakınız Yüzlercemiz alış veriş için veya başka nedenlerle her gün Güney’e geçiyorsunuz. Veya İngiltere’ye veya Avrupa’ya gidip geliyorsunuz. Oralarda – Türk sahipli kebap mekânlarından veya yine Türk sahipli bakkallardan maada – bir Avrupalının dükkânına, işyerine veya villasına Türk ismi verdiğini gördünüz mü hiç? Neden? Çünkü herkes kendinin olan her şeyle mutlu, mesut ve gururlu!

Tatile gittiğiniz veya hatta yaşadığınız ve çalıştığınız işyerinde işvereniniz size Türkçe mi talimatta bulunur, örneğin? Avrupa ülkesinde, kapıcı veya mahallenizdeki bakkal size Türkçe mi konuşur? Bir dolmuşa vb bindiğiniz zaman, elinizdeki sözlüğe bakarak meram anlatmak zorunda kalmaz mısınız? Ancak burada yaşayan ve ülkemin her nimetinden yararlanan – yurttaş veya değil - yabancılar, bize Türkçe bir ‘Teşekkür’ kelimesini çok görür! Neden mi? Çünkü biz onlara kendi dillerinden teşekkür etmek için dört katla olmakta iken onlar, ‘Bütün dünya İngilizce konuşuyor, siz de öğreniniz’ havasında. Ve inanınız ki bu tutum tembellikten değil; ‘hâkimiyet’, ‘üstünlük’ ve ‘Benim milletim’ anlayışındandır… Biz bunu yapmıyoruz işte. İngiltere’de doğup büyümüş ancak kendi lisanının tek bir kelimesini bilmeyen çocuklarımız vardır örneğin. Burada da görev anne babalara düşmekte ve evde olsun çocuklarına Türkçe konuşmaları veya hafta sonu Türkçe okutan okullardan yararlandırmaları gerekirken, bunu da pek umursayan yok. Evet, ‘Bir dil bir insan, iki dil iki insan’ diyen bir de sözümüz vardır. Ve çocuklarımızın da ikinci, hatta üçüncü ve artı dil öğrenmelerinin faydalarını da biliyoruz. Ancak kendi dilimiz TÜRKÇE’yi bilmemek, küçümsemek, dilimize hakaret ve kendimize de, milletimize ve vatanımıza da en büyük ihanettir…

DİL, bir milletin ruhudur, kimliğidir. Hatta bir ülkenin sınırlarını bile belirleyici bir unsurdur, o sınırda yaşayanların simgesi, tanımlayıcısı, tamamlayıcısıdır. Ve bir ülkede hangi dil konuşuluyorsa, o ülke o konuşulan dilin sahiplerinin sayılır. Ve bunu ben, yıllar öne ilkokulda, bir tarih dersinde öğrenmiştim. Mevzu da; geziye çıkmış atalarımızın az ilerisinden geçmekte oldukları bir beldenin, hangi millete ait olduğunu öğrenmek isteyen gruba, liderlerinin “Gidin dinleyin. Orada hangi dil konuşuluyorsa, orası o konuşulan dilin sahiplerinindir” cevabını vermiş olduğu; daha ta o zamandan beynime kazınmıştı… Napoleon Bonaparte da: “Fransa’nın sınırları, Fransızca’nın konuşulduğu yerlerdir.” diyerek, bir milletin vatanını, DİL’inin konuşulduğu topraklar olarak nitelendirmiştir…

Yahya Kemal de; “Türkçe’nin çekilmediği yerler vatandır. Ancak Türkçe’nin çekildiği yerler vatanlıktan çıkar. Çünkü vatanın gövde ve ruhu TÜRKÇE’dir.” der. Ve Türkiye’min Güneydoğu’sunda Kürtçe açılım martavallarıyla yapılmaya çalışılan da bu işte! Vatanımın, milletimin sınırları!

Peyami Safa hocamız ise; “Bir milletin bütün zekâsı, bilgisi, hassasiyeti DİL’inde toplanır. DİL onun varlığıdır, müdafaasıdır, başka millet üzerindeki tesirinin en güçlü silahıdır. DİL’ini kaybetmiş bir millet, her şeyini kaybetmiş demektir.” der…

Nurullah Aydın hocamız da bakınız DİL hakkında ne diyor. “DİL; toplulukları ‘Milletleştiren’ sosyal ve milli bir temel olgudur. Onları yığın olmaktan kurtarıp, inanç, ülkü, zevk, gönül ve kültür birliği zemininde bağımsız bir millet yapan yegâne unsurdur...


(Devam edecek)
Seyyan Uzunoğlu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla