Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07-06-2011, 02:43 PM   #1
Profil
Seyyan Uzunoğlu
Onursal Üye
 
Seyyan Uzunoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 194
Konular:
Uye No:14029

Ettiği Teşekkür: 41
180 Mesajına 744 Kere Teşekkür Edlidi
İlgi Alanları
Extra:
Seyyan Uzunoğlu is on a distinguished road
Standart Tek Bir Kelime...

TEK BİR KELİME... (1)

Evet değerli okurlarım. Fazladan tek bir Türkçe kelime öğrenmenin, beni nasıl mutlu ettiğini anlatabilmem mümkün değil. Yabancı okullarda okumuş olmaktan maada; bir de uzun yıllar dış ülkelerde yaşamış olmanın da zorunlu alışkanlıkları yüzünden; hala bugün Türkçe ve İngilizce arasında bir yerlerde boğuşmaktayım. Ancak hemen her gün, güzel dilimiz Türkçe’den yeni yeni ve anlamlı kelimeler öğrenmekte ve kendimi de, anlatmak istediğim herhangi bir mevzuyu da daha teferruatlı anlatabilmenin, daha düzgün ifade edebilmenin de mutluluğunu yaşamakta, dilimizle gurur duymaktayım…

Değerli okurlarım. Genellikle, bugün Emperyallerin, sırf güzel Türkçemizi perdelemek için oynamakta oldukları oyunun farkında olmayarak… Önümüze atılmakta olan ‘Küreselleşme’, ‘Dünyalılık’, ‘Avrupalılaşma’, ‘Demokrasi’ ve daha birçok ‘düzenbazlıklarla’ güzel Türkçemizin üzerine perde çekilmesine yönelik bu ‘tertiplere’, istemeyerek de olsa yardım etmekte olduğumuz acı bir gerçektir. Burada eğri oturup, doğru konuşmak gerek. Bakınız, Türkiye’de olsun, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde olsun ve üstelik sadece büyük şehirlerimizde de değil; köylerimizde bile dükkânlarımıza, mağazalarımıza, hatta yaşadığımız evlerimize bile “Manhattan Villa” veya “River Villa” gibi yabancı isimler veririz. Tamam, anladık. Demokratik bir ülkeyiz ve herkes şunusuna bunusuna dilediği ismi vermekte de serbesttir. Ancak demokrasiyi kullanarak, kendi özümüzü, kendi gelenek ve göreneklerimizi... Ve ‘kimliğimiz’, ‘varlığımızın kanıtı’, bayrağımız, dinimiz kadar olmazsa olmazımız DİLİMİZİ göz göre göre istismar etmek, benzetmekse eğer bu demokrasi, iyisi mi eksik olsun. Zaten Batılılar bu demokrasiyi pis işlerini kolaylıkla icra edebilmek için ‘kendilerince’ ve de ‘gereksinimlerine’ göre; yani Nasrettin Hoca’nın tekerlekli fırını misali; kendi diledikleri yöne döndürebilinecek bir şekle sokmuşlar ve işlerine geldiğinde, katliamları ve hatta soykırımı bile bu ‘oynatma çark’ demokrasiye bağlamaktan bile utanmıyorlar. Bariz örnekler bugün Ortadoğu’da vb açıkça ortada! Haliyle bu demokrasi dedikleri, bize başka, Batılılara başka dillerden konuşmakta belli… Ne ise…

Evet. Gelelim, DİL üzerinden kendi istismarlarımıza. Örneğin, Restoran diyoruz çünkü orada ne satıldığını; yani yemekleri kapının önünde sergileyemediğimizden – gerçi istesek onun da çareleri var da, hade gene ne ise…- mekânın girişine Restoran kelimesini yazmak zorundayız. Tamam, anladık da; neden mekanı, Türkçe değil de Kalifornia, Manhattan, Timbaktu veya ‘Despina’nın Yeri’ gibi isimlerle donatıyoruz? Neden? İşte bunu anlamaktır zor olan… Başka bir örnek. Etlerin dışarıdan da görüntülenmekte olduğu halde KASAP dükkânı için BUTCHER de yazar, tercüme de ederiz. Onu da anladık da; neden dükkanımıza bir de yabancı isim veriyoruz? Turistleri çekmek veya burada yaşamakta olan İngiliz veya her kimselerin anlamaları için yapılmakta olan bu ‘uygulama’ diyelim; gereken tercüme kelimelerle kalmıyor da; doğrudan yabancı isimlere baş vuruluyorsa; her ne açıdan bakılırsa bakılsın; her ne mazeret gösterilirse gösterilsin kaybımızdır! İşin hazin tarafı da buna; demokrasi, medeniyet, Avrupai vb diyerek, bilgelik, bilmişlik taslayarak kendi rızamızla ve şımarıkça kendi dilimizin yavaş yavaş ‘benzetilmesine’, ‘örtülmesine’ hatta ‘kaybolmasına’ önayak olmamızdır… Burada yaşamakta olan İngilizlerin vb, bize uyması, dilimizi öğrenmesi gerekirken; ülkemizi “Lisanı İngilizce olan bir Türk Cumhuriyeti”ne dönüştürmekteyiz maalesef! Yalan mı?


(Devam edecek)
Seyyan Uzunoğlu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla